www.selulozis.org.tr
EYLEM GÜNLÜĞÜ

SEKA İzmit İşletmesi’nin kapatılmasına dair spekülasyonlar Ekim 2004 gibi ayyuka çıkmıştır. Gerek yerel yazılı basında gerekse yerel görsel basında bu konu gündeme getirilmeye başlandı.

Bu günkü AKP li siyasiler ilk olarak 2 Ekim 1998 de SEKA İzmit İşletmesinin kapatılması sırasında çok büyük destekte bulunmuşlar, kararı ağır dille eleştirmişlerdi. Daha sonra genel seçim öncesindeki propagandalarında, SEKA’nın daha modern ve teknolojik bir yapıya kavuşturulacağı, üretime devam edeceği sözünü vererek iktidar için oy talebinde bulunmuşlardı.
Bu sözlerine inanarak hareket eden Selüloz-iş Sendikası, Kocaeli’nin AKP li siyasi temsilcileri, Milletvekilleri ve Bakanları ile uzlaşmacı diyalog trafiğine başladı. Her deneme bir şekilde sonuçsuz kaldı. Her defasında alınan cevap; SEKA İzmit İşletmesinin kurulu olduğu arazinin, Özelleştirmeden sorumlu Devlet Bakanı Kemal UNAKITAN ve Başbakan Recep T. ERDOĞAN tarafından İzmit halkının kullanımı (Hyde Park benzeri bir park yapılması için) Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne devredileceği ve olayın kendilerini aştığıydı. Halbuki gerçek asla saklı kalamazdı. Israrla ben istemedim diyen Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sn. İ. Karaosmanoğlu ‘nun daha sonradan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na yazdığı, SEKA arazisini istek yazısı kamuoyuna deşifre oldu ve gerçekler devlet büyüklerine rağmen bir kez daha yüzünü göstermiş oldu.
 

14 Aralık 2004 tarihinden itibaren başka çıkar yol kalmadığı düşüncesiyle sendika eylem kararı aldı. Bu tarihten itibaren tüm SEKA İzmit İşçileri iş çıkışında fabrika önünde toplanarak Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin önünde kadar belli bir düzen ve sloganlar eşliğinde yürüyüşe başladılar. Yürüyüşler Belediye binasının önünde bitip, Sendika Başkanları’nın konuşmaları ile sonuçlandırılıp yine aynı düzen ve sloganlar eşliğinde geri dönüş yürüyüşleriydi.
 Bu eylemlere zamanla Türk-iş, Disk v.s. konfederasyonlara bağlı sendikaların ve çeşitli toplumsal katılımlar oldu.

22 Aralık 2004 gününden itibaren Seka'lı İşçiler Bilgilendirme Turlarında. Seka'lı bir grup işçi basın kuruluşları, esnaf ve toplum örgütlerini bilgilendirme ziyaretlerine başladılar. İlk olarak yerel gazete ve televizyonları ziyaret ederek, Seka işçisi ve eylemleri hakkında çıkan olumsuz yazıların yanlış anlamadan kaynaklandığını belirten işçiler attıkları sloganların muhatapları tarafından Seka'lı işçiler aleyhine kamuoyu oluşturmak için çarpıtıldığını ve yanlış mecralara sürüklenerek kamuoyunun yanıltıldığını belirttiler. Seka'lı 40 kadar işçiden oluşan grup ziyaretlerine devam ettiler.

24 Aralık 2004 Seka İzmit işçilerinin verdiği ekmek mücadelesi tüm hızıyla devam etti.

Seka İşçilerinden bir grup Genç Bekirpaşalılar derneğini ziyaret etti. Dernek yöneticileri Seka İzmit'in en azından küçülerek devam etmesi gerektiğini söylediler.

Selüloz İş Şube Başkanı Adnan Uyar öğle tatilinde yemekhane önünde Seka işçilerine bir konuşma yaparak gelişmeleri açıkladı.

SP Kocaeli İl Başkanı Birol Aydın ve yöneticileri Selüloz İş Şube Başkanı Adnan Uyar'ı ziyaret ederek haklı davalarında Seka işçilerini desteklediklerini belirttiler.
25 Aralık 2005 Büyük Birlik Partisi Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu Selüloz İş Genel Başkanı Ergin Alşan'ı ziyaret ederek kendilerini desteklediklerini belirtti.

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere İzmit’e gelen Yazıcıoğlu, ilk olarak Selüloz-İş Sendikası Genel Merkezi’ni ziyaret etti. Beraberinde il başkanı Sedat Ayhan ile partilileri de yanına alan Yazıcıoğlu, genel başkan Ergin Alşan, genel sekreter Halil Bahçeci, İzmit şube başkanı Adnan Uyar, sendika yöneticileri ve işçilerle bir araya geldi. SEKA’nın 1936 yılında kurulduğunu ve Türk ekonomisine çok önemli katkılarının olduğunu söyleyen Yazıcıoğlu, "IMF ve dış güçlerin politikalarını uygulamak isteyen hükümetin dahi SEKA’yı kapatmaya gücü yetmeyecek. Çünkü İzmit halkının bu konudaki kararlılığını görebiliyorum" dedi.
Selüloz-İş Sendikası Genel Başkanı Ergin Alşan, SEKA’nın kapatılmaması için söz verenlerin bugün fabrikayı talan etmek için mücadele ettiklerini, böyle tavırların yanlış olduğunu savunarak, ``Seçim meydanlarında SEKA’nın kapatılmasına karşı çıkan, 1998 direnişinde gelip bizimle konuşan ve "SEKA namusumuzdur" diyenlerin bu anlamsız tavırlarını anlayamadık. Direnişimiz sonuna kadar sürecektir. Kesinlikle pes etmek yok. Amacımız bu kararın geri alınmasını sağlamaktır. SEKA’yı bu hale getirenlere geçit vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı. BBP`lilerin ziyaret ve desteğinden dolayı teşekkür eden Alşan, "Bize destek olmanız, ziyaret etmeniz çok mutlu etmiştir. Sonsuz teşekkürler sunuyoruz" dedi. Yazıcıoğlu, daha sonra Otel Asya’da bir basın toplantısı düzenledi.
 
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin politikalarını eleştiren Yazıcıoğlu, "Hükümetimiz Avrupa Birliği’ne seviniyor. Neye seviniyorsun, Kıbrıs’ı Rumlara teslim ettin, şehidimin kanını yerde bıraktın, buna mı seviniyorsun? Gidip papazların önünde boyun eğmeyi bu halk hak etmiyor. Bu halkın onurlu geçmişi vardır. Bu halkın geçmişini ayaklar altına kimse alamaz. AB kandırmacasından artık vazgeçin" dedi. Yazıcıoğlu, Türkiye’nin AB sürecinde verdiği tavizlerin ileriki süreçte başına çok önemli sorunlar açacağını, bunu kabul etmelerinin mümkün olmadığını da belirtti. Kıbrıs konusuna da değinen genel başkan Yazıcıoğlu, "Kıbrıs’ta sorun çözüldü. İki devlet var. Bir tanesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, diğeri de Rum. AKP hükümetinin adada tek devlet yapmak istemesini anlayamıyorum. Bunun bedelini ödeyecekler" şeklinde konuştu.

27 Aralık 2004 tarihine gelindiğinde SEKA İzmit İşletmesi’nin 27 Ocak 2005 tarihindeki kapatılması kararı duyuru panolarına asıldı.

28 Aralık 2004 Günlerdir hazırlığı yapılan eylem saat 16:00 da gerçekleşti. Seka işçileri, aileleri ve onlara destek veren İzmit halkı saat 16:00 da Seka İzmit işletmesi ana kapısından hareket etti. Genelde düdük ve alkışlar eşliğinde yürüyen topluluk Saraybahçe Belediyesi önüne gelindiğinde Saraybahçe Belediye Başkanı Halil Vehbi Yenice aleyhine slogan attılar. K.B.B önüne gelindiğinde ise öfke seli dalga dalga yayıldı. Emniyet güçlerinin aşırı derecede güvenlik önlemi aldıkları gözlendi. K.B.B. önündeki polis barikatı sendika yetkilileri ve emniyet amirleri arasındaki görüşmeden sonra biraz geriye çekildi. Eyleme katılan 5- 6 bin dolayındaki topluluk uzun süre K.B.B belediye başkanı İ. Karaosmanoğlu aleyhine slogan attılar. İşçilerin önceki gün Seka lokalindeki olaydan dolayı öfkeli oldukları gözleniyordu. Bu öfkeleri atılan sloganlara yansıdı. Başta K.B.B başkanı İ. Karaosmanoğlu olmak üzere AKP il başkanı Fikri Işık ve AKP bu sloganların hedefi oldu. Konuşmalar atılan sloganlar nedeniyle ancak yarım saat sonra başlayabildi. İlk önce Selüloz İş Genel başkanı Ergin ALŞAN konuştu. İşçilerin kararlı tutumunu tebrik eden ALŞAN, eğer bir çözüm bulunamazsa Kurban bayramının birinci günü SEKA işçileri olarak fabrikaya kapanacaklarını belirtti. Daha sonra Türk İş Genel başkanı Salih Kılıç konuştu. İşçilerin haklı mücadelelerinde her zaman yanlarında olduklarını belirten Kılıç, ilerleyen günlerde 70 bin kişilik bir mitingi, Seka'yı destek adına İzmit'te gerçekleştirebileceklerini söyledi.Eyleme sendikalar ve İzmit halkı da büyük destek verdi. Türk iş yöneticilerinden Ergün Atalay da eyleme destek için alandaydı. Miting havasında geçen eylem konuşmalar sonrası atılan sloganlar ile son buldu.

29 Aralık 2004 Selüloz İş Sendikası saat 15:30'da Sanat sokağındaki standında imza kampanyası başlattı. Seka İzmit'in kapatılması kararının ortadan kaldırılması için kampanya Türk İş Eğitim Sekreteri Mustafa Türkel'in konuşması ve imzası ile başladı. İzmit halkının ilgi göstermesi beklenen imza kampanyası 10 gün sürdü.

“SEKA İZMİT'İN SEMBOLÜDÜR; ÜRETMELİDİR,KAPATILMAMALIDIR” başlığı altına atılan imzalar daha sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a takdim edildi.

Kampanya'nın başlatılması sırasında Türk İş Eğitim Sekreteri Mustafa Türkel, Selüloz İş Genel Başkanı Ergin Alşan, şube başkanı Adnan Uyar, DYP İl Teşkilatı Başkanı Ersin Soykan, DYP Gölcük İlçe Teşkilatı Başkanı, Petrol İş Kocaeli şube Başkanı Ali Ufuk Yaşar ve Petrol İş Yarımca Şube Başkanı Yaşar Erbaş hazır bulunarak ilk imzaları attılar.
2004 'ü 2005'e bağlayan gece SEKA İzmit İşçisi kendisini fabrikaya kapattı. Seka işçisini, CHP Kocaeli milletvekili 15 yıl boyunca İzmit'e çeşitli görevlerde hizmet etmiş olan Sefa Sirmen de ziyaret etti. CHP Kocaeli İl Başkanı ve Merkez ilçe başkanı ile birlikte Sefa Sirmen işçilerin beklediği yemekhaneye girişinde alkışlar ve sloganlarla karşılandı. Sefa Sirmen işçilere yaptığı konuşmasında çarpıcı konulara değindi.

Sefa Sirmen konuşmasına başlarken yeni bir yıla girildiğini, yeni yıldan herkesin olduğu gibi Seka işçisinin de geleceğe umutla bakmasının en tabii hakkı olduğunu belirtti. "Ama bugün içinde bulunduğunuz ortamda, içiniz karartılmış bir vaziyette 2005'e bakmak bile istemiyorsunuz. Dün de yanınızdaydım, bugün de yanınızdayım, yarın da yanınızda olacağım." diyerek Seka işçisini her zaman destekleyeceğini söyledi. Seka'nın tarihi bir önemi olduğunu belirten Sefa Sirmen sözlerine "Büyük Atatürk'ün Kurtuluş savası sonrası çocuklarımızın, ulusumuzun eğitimine, öğretimine katkı olsun düşüncesiyle bu fabrikanın temellerini İsmet Paşa'ya attırdı. Bundan daha büyük bir tarihi eser olabilir mi Türkiye'de" şeklinde devam etti.

Kocaeli'de hizmet ettiği dönem içinde topluma yararlı olmak açısından insanlara yaklaştığını, aklının hiçbir yerinden görevi süresi boyunca Seka'nın kapatılması ile ilgili en ufak bir düşünce geçmediğini söyleyen Sefa Sirmen bütün düşüncesinin Seka'nın nasıl yaşatılması lazım geldiği kanusunda olduğunu belirtti.
K.B.B. belediye başkanı'nın gazetedeki beyanlarına çok üzüldüğünü belirten Sefa Sirmen "Büyükşehir belediye başkanı Seka ilgili karar ve tasarrufun hükümete ait olduğunu, kendisinin bu kararda dahli olmadığını belirtiyor. Medeni cesareti bile olmayan insanlar ne Seka'ya sahip çıkabilir, ne de bu kenti doğru dürüst yönetebilir....

Bugün kenti yönetenler 99'da o kürsüde nara atanlar değil mi? O gün sizin yanınızda; size haksızlık yapılıyor diyenler değil mi? Bugün hepsi yetki sahibi, bugün hepsi bu kararları alan ve altına imza atan insanlar. Hepinize namus sözü verdiler bu kentin önünde. Basın yoluyla namus sözü verdiler. O gün de iyi niyetli değildiler , bugün de iyi niyetli değildirler." dedi Seka işçileriyle her aşamadan birlikte olacağını belirten Sefa Sirmen, 8 Ocak'taki mitingte de yanlarında olacağını açıkladı. 01 Ocak 2005 MHP den SEKALI ‘ya destek.

Seka'lı işçileri bu zor durumda yalnız bırakmak istemeyen MHP ilMerkez İlçe Başkanı, Sağlık-Sen Başkanı ve Teksif İş Kocaeli Şube Başkanı Seka yemekhanesine gelerek bir süre işçilerle birlikte oturup sohbet ettiler. Kısa konuşmalar yapan ziyaretçiler her zaman Seka ve Seka'lının yanında olduklarını üstüne basa basa söylediler.

03 Ocak 2005 itibariyle Selüloz-İş 'in "Seka Kapatılmasın" imza kampanyası tüm hızıyla devam ediyor. İmza kampanyasında görev alan işçiler; imza kampanyasının halk tarafından büyük bir ilgi ile karşılandığını , bunun kendilerine umut ve cesaret verdiğini belirtiyorlar. Çocuğu, genci, yaşlısı, erkeği, kadını Sanat Sokağı'ndan geçenlerin stand önünde durup imza attığını, zaman zaman stand önünde kuyruk oluştuğunu belirten işçiler: "Seka'nın İzmit için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladık. Haklı davamıza inancımız, direnme gücümüz kat kat arttı. İzmit halkına minnettarız. Onların desteği ile Seka'yı kapattırmayacağız" diyorlar.

“Seka Kapatılmasın” imza kampanyasında aynı gün ilginç bir gelişme yaşandı. K.B.B. başkanı İ. Karaosmanoğlu standa gelerek imza kampanyasına destek verdi.

Sanat sokağındaki bir etkinliği açmak için Sanat sokağına gelen K.B.B belediye başkanı İ. Karaosmanoğlu arabasına giderken önünden geçtiği imza kampanyası standına gelerek “Seka Kapatılmasın” diye imza attı. Görevli işçiler ile K.B.B. başkanı İ. Karaosmanoğlu arasında geçen konuşma da imza kadar ilgi çekiciydi. Bir ara imza atmaktan vazgeçen Karaosmanoğlu görevli işçilerin ısrarı üzerine imza attı. İşçiler ile Karaosmanoğlu arasındaki diyalog şöyle gelişti;

(Karaosmanoğlu gelerek salam veriyor ve ne yapıldığını soruyor)

Görevli işçi : “Seka İzmit'in sembolüdür. Kapatılıp park yapılmaya çalışılıyor. Bu insanların işe, ekmeğe ihtiyacı var. Ota ihtiyacı yok.”
Karaosmanoğlu : “Çok sertsin (kalemi atıyor) Ben imzalamıyorum, desteklemiyorum sizi.”

Giderken diğer görevli işçi: “Sizin imzanız bizim için değerli, bir imza atın başkanım”

Karaosmanoğlu : “Tamam atayım ama bu arkadaşımız çok sert. Böyle sert olmayın. Hatta küfür ediyorsunuz”

Görevli İşçi : “Başkanım kimse küfür etmiyor. Bizim kimsenin şahsına sözlü bir küfrümüz yok. Biz hakkımızı arıyoruz.”

(Başkan arabasına binerek uzaklaşıyor)
 
K.B.B. başkanı İbrahim Karaosmanoğlu bu imzası ile “Seka'yı ben kapatmıyorum” demek istese de işçilerin, başkanın gazetelerde daha önce çıkan beyanlarını unutmaları pek mümkün görünmüyor. Başkanın işçilerin gözünde eski itibarını kazanabilmesi için kararın geri çekilmesi, en azından işçilerin razı olacağı şekle getirilmesi gerekiyor.

04 Ocak 2005 SEKALI İşçiler Milletvekillerine ve Başbakana tebrik kartı gönderdi.

Seka İzmit işçilerinin fabrikalarının kapanmaması için yaptıkları eylemler aralıksız devam ediyor. Bugün de PTT Çarşı şubesine gelen işçiler 2 dosyadan oluşan Yılbaşı kartlarını Kocaeli milletvekillerine ve Başbakan'a gönderdiler. PTT binası önünde toplanan işçiler çeşitli sloganlar attılar. Selüloz İş yöneticilerinden Halil Bahçeci Atatürk'ün kurulma emrini verdiği, İsmet İnönü'nün temelini attığı Seka'nın şimdiki hükümet tarafından kapatıldığını belirterek, hükümetin bu yanlış yoldan bir an önce dönmesi gerektiğini söyledi. 8 Ocak'ta Perşembe Pazarı alanında yapılacak eyleme tüm İzmitlileri davet eden Bahçeci, "Buradan İzmit esnafına seslenmek istiyorum. İzmit piyasasına Seka işçisi sebebiyle her ay direkt 1 trilyon, endirek 7 trilyon para girmektedir. Seka İzmit'in kapanması ile bu akış sona erecektir. Kendi işinize sahip çıkın, Seka'ya destek verin" şeklinde sözlerini sürdürdü.
Selüloz İş İzmit Şube başkanı Adnan Uyar da kısa bir konuşma yaptı. 8 Ocaktaki miting için her işçinin görevli olduğunu, yaşadığı bölgedeki halkı mitinge getirmeleri gerektiğini söyledi. Konuşmasına 9.0 şiddetindeki depremden etkilenen insanları hatırlatarak devam eden Uyar "Seka işçisi olarak onlara yardım etmemiz gerekmektedir. Bu yüzden aylıklarından kesilmek üzere her işçiden üçer dolar kesinti yapılacak ve depremzedelere gönderilecektir." diyerek sözlerini noktaladı.
07 Ocak 2005 günü Selüloz-İş Genel Merkezi Seka İzmit Müessesesi'nin kapatma kararı için yürütmeyi durdurma talebiyle mahkemeye başvurdu. Adliye önünde toplanan işçilere kısa bir konuşma yapan Selüloz-İş Sendikası Genel Merkez Eğitim Sekreteri Mustafa Cihan bu davanın lehimize sonuçlanmasını beklediklerini söyledi. Aynı davanın Balıkesir işletmesi içinde açıldığını ve kazanıldığını söyleyen .... "Ancak hükümet orada kararı uygulamamaktadır. Burada dava lehimize sonuçlandığında hükümetin uygulamama lüksü yoktur. Çünki İzmit halkı ve biz işçiler buna fırsat vermeyeceğiz" dedi.
Bugün miting için dava çalışmaları da tüm hızıyla devam etti. Seka'lı işçiler gün boyunca İzmit’e dağılarak Miting'e davet broşürleri dağıttı. Ses düzeni donanımlı bir minibüs  ile İzmit sokaklarını dolaşarak İzmitlileri mitinge davet etti. Selüloz İş Sendikası Şube Başkanı Adnan Uyar ve bir grup işçi de Saadet Partisi İl Teşkilatını ziyaret etti. İl Başkanı Birol Aydın ve yöneticilerle görüşerek mitinge destek vermelerini istedi.

08 Ocak 2005 Türk iş'in özelde Seka, genelde tüm özelleştirme kıskacındaki fabrikalara destek için düzenlediği "Ferman IMF'nin İse Fabrikalar Bizimdir" mitingi bugün saat 13:00 te Perşembe Pazarı meydanında 20.000 katılımcı ile gerçekleştirildi.

Seka İşçileri, aileleri ve Seka'dan emekli olan arkadaşları saat 11:30 da Seka İzmit İşletmesi önünde toplanmaya başladı. Saat 12:00 'ye kadar yaklaşık 10.000 kişilik kortej yürüyüşe geçti. Islıklar ve sloganlarla yürüyüş yolunda ilerleyen korteje, destek için gelen diğer fabrikalar katıldı. Kortejin miting alanına girmesi ile miting başladığında saat 13:30 u gösteriyordu. Mitinge Seka'ya destek için gelenlerin tanıtıldığı bölümden sonra konuşmalara geçildi. Mitinge Türk İş Başkanı Salih Kılıç , Türk İş Mali Sekreteri Argün Atalay Genel Eğitim sekreteri Mustafa Türker, Teştkilatlandırma sekreteri Çetin Altun katıldı. Sendikalardan Petrol iş, Liman İş, Yol iş, Tek Gıda İş, Genel Maden İş, Tümtis, Sağlık iş, Tes iş, Harb iş, Demiryolu iş , Disk'e bağlı emekli Sen, Metal İş ve pek çok sendika genel başkanları mitinge katıldı.

Mitinge CHP milletvekilleri de büyük destek verdi. CHP Kocaeli milletvekili Sefa Sirmen, Kocaeli milletvekili İzzet Çetin, İzmir milletvekili Prof. Dr. Oğuz Oyan, Denizli milletvekili Mustafa Gazalcı, İstanbul milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Kocaeli milletvekili Salih Gün mitingde hazır bulundu.
 
SP, MHP, DYP, CHP, EMEP, İP il başkanları mitingdeki yerlerini aldılar. Halkevleri,Emek platformu, Karamürsel belediye başkanı, Uzuntarla belediye başkanı, CHP eski milletvekili Bekir Yurdagül ve Hurşit Güneş te mitinge destek verenler arasındaydı.
 
Selüloz İş İzmit Şube Başkanı Adnan Uyar, Selüloz İş genel başkanı Ergin Alşan ve Türk iş Genel Başkanı Salih Kılıç birer konuşma yaptılar. İşçilerin sloganları ile kesilen konuşmalarda şimdi iktidarda olanların 1998 kapatma kararı sırasında yanlarında olduğunu belirten konuşmacılar, o zaman ve daha 2-3 ay kadar öncesinde verilen sözlerin tutulmasını istediler. Arefe gününe kadar bir sonuç alınamazsa Seka'lı işçilerin fabrikaya kapanacakları ve bir daha çıkmayacaklarını söyleyen genel başkanın sözleri işçiler tarafından atılan "Bizim Seka'dan Ölümüz Çıkar", "Vur de vuralım, öl de ölelim" sloganları ile desteklendi. Konuşmaların ardından mitinge katılanlar sessizce dağıldılar.
11 Ocak 2005 Selüloz İş Genel Başkanı Ergin Alşan Ankara'ya gitti. Alşan, Başbakan Recep T. Erdoğan ile Rusya ziyaretine gidecek olan Türk iş Genel başkanı Salih Kılıç'a bilgi vermek için gittiğini belirtti. Salih Kılıç Başbakan ile birlikte Rusya'ya gidecek. Bu seyahat esnasında Seka İzmit hakkında bir değerlendirme yapılması bekleniyor. Selüloz İş İzmit Şube başkanı Adnan Uyar’da dün gelişmelerle ilgili işçilere bir konuşma yaptı.
Seka İzmit'in kapatılmasına tepkiler sadece İzmit ile sınırlı olmaktan çıktı. Yapılan miting ile Türkiye genelinde işçilerin gündemine oturan Seka İzmit, yapılan miting sonrası ulusal gazetelerdeki makalelere de konu olmaya başladı.

Vakit gazetesi yazarlarından Hasan Karakaya köşesini Seka İzmit'e ayırarak Seka İzmit'in kapatılmasının anlaşılmazlığından bahsetti.

17 Ocak 2005 Seka'lı işçiler Kurban Bayramı’nı fabrikalarında geçirmek için son hazırlıklarını yapıyorlar. Bu amaçla bugün mezarlıklara giden işçiler, vefat eden aile ve akrabalarını ziyaret ettiler. Selüloz iş İzmit şube başkanı Adnan Uyar arefe günü fabrikaya kapanacaklarını, bayramlaşmanın fabrikada yapılacağını ve 2. gün de il protokolü ile bayramlaşmak için Antik Kapı'da olacaklarını belirtti. Bu haberden sonra bayramlaşma yerinin değiştirilme ihtimali yüksek.

19 Ocak 2005 tarihine kadar bu tür eylemler geniş katılımlarla devam etti. Bu tarihte (Kurban Bayramı arifesi) SEKA İzmit İşçileri fabrikaya kapandılar. Artık işçiler mesai bitiminden sonra evlerine gitmeyip, işçi yemekhanesinde toplanarak gecenin ilerleyen saatlerine kadar ziyaretçi ve destekçilerle birlik olup fabrika içersinde daimi kalmaya başladılar.

Bayramlaşma ise işçiler SEKA ‘da olduğu halde ailelerinin kendi yanlarına gelmesi şeklinde gerçekleşti. Kapanma eylemiyle birlikte, işçilerin eş-çocukları, anne-babaları, akrabaları, eski SEKA’lılar, SEKA’da tanıdığı olanlar (ki her İzmitli ’nin evinde akrabası, yakını v.s. olan en az bir SEKALI vardır), Türkiye’deki AKP hariç bir çok siyasi parti genel başkanları, temsilcileri, sivil toplum örgütleri, sanatçılar v.s. yoğun bir ziyaretçi ve destekçi trafiği oluştu.

Bayramın 2. günü ise AKP İl Binasında AKP li bakan, milletvekili ve siyasilerin bayramlaşma olacağı haberi alındı. Bu habere istinaden işçilerin eş ve çocuklarından oluşan bir gurup AKP il binasına, siyasilerle bayramlaşma yürüyüşü yaptılar. İl binasına 200m. kala polisler panzerlerle SEKALI eş ve çocuklarının daha ileri gitmesini engellediler?
+

Sekalı işçilerin işyerine kapanma eyleminin ikinci gününde ziyaretçiler gelmeye devam etti. Türk-iş Genel Baskanı Salih Kılıç, Genel eğitim sekreteri Mustafa Türker, CHP milletvekilleri İzzet Çetin ve Salih Gün, ADD Genel baskanı Ertuğrul Kazancı, SEKA Genel müdür yardımcısı Engin Gençoğulları, SEKA Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu Üyeleri Gürbüz Tunçoğlu ve Mustafa Ateş, SEKA İzmit Müessese Müdürü Mustafa Şentürk , Kocaeli Gazetesi yazarları Erkan Nigiz ve Turgay Şahmenderoğlu bayramlaşma ve destek için gelen ziyaretçiler arasındaydı.

SEKA'lı işçilerin yoğun sevgi gösterileri ve sloganlarla karşılanan ziyaretçilerden CHP milletvekilleri İzzet Çetin ve Salih Gün, ADD Genel baskanı Ertuğrul Kazancı, Kocaeli Gazetesi yazarı Erkan Nigiz, Türk-İş Genel baskanı Salih Kılıç birer konuşma yaparak işçilerin bayramlarını kutlayıp destek verdiler.
Seka İzmit işçilerinin kapanma eylemine destek çığ gibi büyüyor. 3. günde gün boyunca gelen ziyaretçiler Seka ve Seka'lılara maddi ve manevi destek olacaklarını belirterek Seka İzmit'in kapatılmasının büyük bir hata olduğu ve bu hatadan dönülmesi gerektiği konusunda ortak kanaatlerini belirttiler.
 
Seka'lı işçilerin kendilerini fabrikalarına kapattığı üçüncü günü DTP Genel başkanı Yaşar Okuyan, DTP il ve ilçe başkanları ve Kocaeli TV'nin sahibi Aslan Koyuncu'nun ziyareti ile başladı. Birer konuşma yapan ziyaretçiler her zaman Seka'lı işçilerin yanında olduklarını belirttiler. Sonrasında İP Genel Başkanı Doğu Perinçek ve İP Kocaeli il teşkilatı işçilere destek verdi. İP Genel başkanı Doğu Perinçek işçilere bir konuşma yaptı.

Öğleden sonra Saadet Partisi İl Teşkilatı eski milletvekili Mehmet Batur'un da aralarında bulunduğu 500 kişilik bir toplulukla Seka'lı işçileri ziyaret etti. Mehmet Batur ve Birol Aydın işçilerin bayramını kutlayan birer konuşma yaparak her zaman Seka ve Seka'lı işçilerin yanında olacaklarını belirttiler.Akşam saatlerinde BBP Genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu da destek ve bayram kutlaması için Seka İzmitteydi. Bir konuşma yapan Muhsin Yazıcıoğlu bayramını fabrikalarında geçiren işçilere her platformda destek vereceklerini belirtti.
 

Gün boyunca Seka'lı işçileri ziyaretler devam etti. 5 No'lu Minibüsçüler Kooperatifi, Emek platformu, eski Kocaeli milletvekili Bekir Yurdagül, ADD başkanı, Dehap il yönetimi, ÖDP il ve ilçe yöneticileri, Halkevleri, Emep, Harb iş, Sakarya Türk Metal Sen. , Sakarya Haber iş Sen.,Tes iş Adapazarı şubesi, Lastik iş, Genel İş, Petrol iş yöneticileri, DYP il Başkanı ve il yöneticileri eski DYP milletvekili Kazım Dinç, CHP merkez ilçe yöneticileri, BCP İstanbul il teşkilatı, Ankara Tabipler Odası Seka'lı işçilerin bayramlarını kutlamak ve destek olmak için Seka'daydılar.

Gün boyunca Seka işçisi ziyaretçilerini coşkuyla karşıladılar. Onları ağırlayıp yiyeceklerini paylaştılar, konuşmalara alkış ve sloganlarla karşılık verdiler.

Seka İzmit işçilerinin fabrikaya kapanmalarından sonra destek ve bayramlaşma ziyaretleri devam ediyor.

4. gün Sağlık iş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Başoğlu, BCP Genel Başkanı Mümtaz Soysal , EMEP Genel Başkanı ve çeşitli sendikalar Seka işçilerini ziyaret ettiler. Zonguldak Genel Maden iş Sendikası ve Denizciler Sendikası işçilerinin desteği Seka'lı işçileri oldukça sevindirdi. Sağlık iş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Başoğlu konuşmasında Seka'lı işçilerin her zaman yanında olduklarını ve maddi, manevi desteklerinin sonuna kadar devam edeceğini belirtti. BCP Genel Başkanı Mümtaz Soysal ise Seka'nın kapatılmasının mahkeme kararı ile geri alınacağından emin olduğunu söyleyerek işçilere büyük moral verdi. Seka'lı işçiler Mümtaz Soysal'a sevgi gösterilerinde bulundu. Gece yarısı işçiler fabrikanın çatısına çıkarak meşale ve fener yakarak İzmit'lilerin davalarına destek olmaları için anlamında ışıklarını yakıp söndürmeleri için slogan atıp marşlar söylediler. Gece yarısı olmasına rağmen yanıp sönen ışıklar işçilere moral verdi.

5. günde ÖDP Genel Başkanı il ve ilçe yöneticileri ile beraber Seka işçilerine destek ziyaretinde bulundular. Saat 13:00 de ise İstanbul Şişli belediye başkanı Mustafa Sarıgül aralarında Sefa Sirmenin de bulunduğu 10 kadar CHP milletvekili il ve ilçe teşkilatı, CHP eski milletvekilleri ve 300 kadar partili ile beraber Seka işçisini ziyaret etti. Miting havasında geçen ziyarette Sefa Sirmen ve Sarıgül birer konuşma yaptılar. Daha sonra ÖDP Genel Başkanı 100 kadar partili ile destek ziyaretinde bulundu. Başkanın konuşmasından sonra Seka işçileri ve partililer halay çekti. Saat 21:00 de işçiler tekrar fabrika çatılarına çıkıp İzmitlilere seslendiler. Bu kez destek için yanıp sönen ışıkların daha da çoğaldığı görüldü.

Seka işçilerinin kendini fabrikaya kaptmasının 6. ve 7. günlerinde de destek ziyaretleri devam etti.

Selüloz İş eski avukatı Şinasi Yeldan'nın oğlu ekonomi profesörü Erinç Yeldan Seka'lı işçilerin ziyaret ederek davalarında tamamen haklı olduklarını belirten bir konuşma yaptı. Uğur Mumcu'yu Anma Platformu da Seka'lı işçileri ziyaret ederek moral verdi. Platform adına bir konuşma yapan TV 41 Genel yayın yönetmeni Barbaros Tanta İzmit halkının 21:00- 21:05 saatleri arasındaki Seka Kapatılmasın ışık yakıp söndürme eylemine katılmalarını istedi.
Daha sonra Petrol iş genel başkanı ve Petrol iş Yarımca şube başkanı Petrol işe bağlı işçilerle beraber destek ziyaretinde bulundu. Seka işçisini her zaman destekleyeceklerini, 27 Ocak'ta işçilerle beraber Seka İzmit İşletmesi önünde olacaklarını belirten bir konuşma yaptı.

Ayrıca Tabipler odası, Deri iş Sendikası, ve Yol iş Sendikası ziyarete gelenler arasındaydı. CHP ilçe teşkilatı başkanı Selman Yıldırım akşam saatlerinde gelerek ışık yakıp söndrürme eyleminde işçilerle beraber oldu.

7. gün de yoğun bir ziyaretçi trafiği yaşandı. KESK kocaeli sendikalar Platformu İşçilere destek için Seka İzmit'teydi. Bedriye Yıldızeli ve KESK genel başkanı Sami Evren birer konuşma yaptı. Kartonsan ve İpek Kâğıt işçileri de Seka işçisinin yanındaydı.
Akşam saatlerinde eski İzmit Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Erenkaya ve Bekirpaşa eski belediye başkanı Fikret Toker de Seka'lı işçilerin yanındaydı. Birer konuşma ile Seka'lı işçilerin yanında olduklarını belirttiler.

Kapanma gerçekleşeceği tarih olan 27 Ocak 2005 günü yoğun bir ziyaretçi ve destekçi akını oluştu. Ortam tahmin edilenden daha çok gergindi o an.

Aynı gün öğle saatlerinde Selüloz-İş avukatlarının yürütmeyi durdurma isteminin Ankara 9. İdare Mahkemesi’nce kabul edildiği haberi geldi. Bu haber ile işçiler ve oradaki her kes ilk raundu kazanmanın mutluluğuna ulaştılar.
Ankara 9. İdare Mahkemesi Özelleştirme İdaresinden 5 gün içinde savunma istemiş, bu nedenle yürütmeyi durdurma kararı almıştı. Bu zaman sürecinde AKP li siyasiler, başta Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN olmak üzere hatta Başbakan Recep T. ERDOĞAN yerel ve ulusal basına yansıyan, hukuki süreç devam ettiği halde adete hukuku hiçe sayarak SEKA İzmit İşletmesi’nin kapatılmasıyla ilgili açıklamalarda bulundular. Açıklamaları tamamen kamuoyunu yanıltıcı yanlış bilgilerden başka bir şey değildi. Gerçekler ise tüm yerel, ulusal basına ve kamuoyuna an be an açıklanmış, AKP liler adeta deşifre edilmişlerdir, halen daha devam etmektedir.

28 Ocak 2005 Seka tarihinde önemli bir yere sahip olan Seka Meslek Okulu eski müdürü Hasan Gürcihan öğrencilerini desteklemek ve moral vermek için Seka İzmit'teydi. Öğrencileri ile hasret gideren Gürcihan direnişe devam etmeleri tavsiyesinde bulundu. Kendisi ile yapılan röportajı aşağıda okuyabilirsiniz.

-Bize kendinizi tanıtır mısınız?
-1931 doğumluyum. Önce ilkokul öğretmeni olarak Sivas öğretmen okulundan Balıkesir Necati öğretmen okuluna nakledildim. Oradan mezun oldum. Ondan sonra İzmit Kandıra kazası Kırtepe divanına öğretmen olarak verildim. 2 sene orada çalıştıktan sonra merkeze geldim. Önce Atatürk ilkokulunu kurduk. Ben o okulun kurucusuyum. Ondan sonra Seka ilkokuluna geldim. 6 sene Seka ilkokulunda çalıştıktan sonra 13. yılımda Aziz Gümüş tarafından Seka'ya değerlendirlmek üzere alındım. "Sizi Milli Eğitim değerlendiremiyor. Ben değerlendireceğim" diyerek beni Seka'ya aldı ve Seka Meslek Okulu müdürlüğüne verdi. 18 yıl orada müdürlük yaptım. Aynı zamanda İngiglzce öğretmenliği yaptım. Ondan sonra bir ara müdürlükten aldılar. Tekrar verdiler. Ondan sonra da emekli oldu

-Seka size neyi ifade ediyor.

-Seka benim için bir hayattır. Seka Atatürk'ün yaptığı bir kaledir. Eğer bu kale alınırsa Atatrk'ün büyük eserlerinden bir tanesi ortadan kaldırılmış olacaktır. Onun için buraya çok dikkat etmemiz lazım. Burasının çalışması lazım. Burası ilk zamanlarda en basit şeklindeyken bile yedi tane fabrika yaptı. O yedi tane fabrika Türkiye'nin her yerinde bizi temsil etti. Bize kağıt temin etti. Biz Avrupa'ya muhtaçtık. Atatürk'ün zamanında eski haritalar kesilmek suretiyle, arkasına resmi yazılar yazılmak suretiyle yazışmalar yapılıyordu. Atatürk bunu bildiği için Seka'yı kurdurdu. Ben babamın sigara paketini açar, içerisine ödevlerimi yapar, okula götürürdüm. Burası çok kötü durumda bugünlere geldi. Burayı kapatmanın bir alemi yoktur.

-Belediye Başkanı Seka'nın kapatılması IMF sebebiyledir diyor.

-İktidarın tutumuna bağlı bu. Eğer IMF istiyorsa ve IMF'ye kendilerini teslim etmişlerse, söz vermişlerse, illa olacak derlerse bir şey yapamayız. Ama mutlaka bizim çocuklarımızın bu direnişe devam etmeleri ve bırakmamaları lazım. Bu halle zaptedilemez. Çünki bu Atatürk'ün kalesidir. Bu kale yıkıldığı anda Türkiye çok zarar görür.

-Seka işçileri sizce bu meslekten başka mesleklerde başarılı olabilirler mi?

-Hiç birşey yapamazlar. Sadece kağıt işçiliğini yaparlar. Çünkü onlara biz en iyi şekilde kağıtçılığı öğrettik. Bir Kanada'lı mühendis geldi buraya. Son sınıf öğrencilerimizin sınıfını gezdi. Defterlerine baktı. "Biz sizin kadar bilmiyoruz. Siz çok mükemmel şeyler biliyorsunuz." dedi. Şimdi biz bu kadar emek verdik. Çaba gösterdik. Bu çocukları yetiştirdik. Yazık günah değil mi? Bunları ekmeksiz bırakacaksınız. Hiç birşeysiz bırakacaksısınız. Günahtır.

-İletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

-Benim iletmek istediğim mesaj Atatürk'ün kalesi zaptedilmesin, zaptedilemez. Seka kapatılmasın. Seka kapatılamaz.

30 Ocak 2005 Bugün yoğun bir ziyaretçi trafiği yaşayan işçiler Teksif iş Şube başkanı İbrahim Öner ve Teksif iş'e bağlı işçileri misafir ettiler. Selüloz iş'in davasını Ankara'da takip eden Kigem Genel sekreteri Ayla Yılmaz'ın ziyareti ile devam eden gün Cumhuriyet Gazetesi Okurları, Kırkpınar Başpehlivanı Ahmet Taşçı ile devam etti.

Türk-iş Mali sekreteri ve Demiryol-İş Genel başkanı Ergun Atalay'ın ziyareti ile hareketlenen işçiler sürpriz ziyaretçiler SP Genel başkan yardımcısı Prof. Dr. Oya Akgönenç, eski FP milletvekili Mehmet Batuk ve SP il yöneticilerinin gelişi ile moral depoladılar.

Akşam saat 21:00 olduğunda ise Işık yakıp söndürme eylemi yine havai fişekleri ve meşaleler ile start aldı.

31 Ocak 2005 Belediye İşhanı Esnafları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, SEKA işçisinin yanında olduklarını söyleyerek, her gün yarım saat dükkanlarını kapatacaklarını vurguladı.


AKP hükümetinin SEKA’yı kapatma kararına yönelik olarak işçilerin direnişine esnaf da destek verdi. Dün Belediye İşhanı Esnafları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Rıza Balta ile yönetim kurulu üyeleri yaptıkları basın açıklamasında SEKA’nın kapatılmasına karşı çıktı. Başkan Balta, “SEKA, İzmit’in sembolüdür. Bu sembolün yok olmasına razı olamayız. Kesinlikle kapatılmasına karşıyız. Esnaflar olarak bu karar geri alınana kadar çeşitli eylemler yapacağız. İlk aşamada her gün yarım saat boyunca boykot yaparak dükkanlarımızı kapayacağız” dedi. Dernek üyeleri de SEKA’nın kapatma kararının bir an önce geri alınmasını istedi. Esnaf ayrıca iş hanına astıkları büyük bir afişle, “SEKA Kapatılamaz” diyerek kamuyonun göreceği şekilde de desteğini sürdürüyor.

01 Şubat 2005 Maliye Bakanı K. Unakıtan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nda Seka İzmit İşletmesi ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. Yaklaşık 45 dakika süren basın açıklaması, daha önce diğer yetkililer tarafından yapılan açıklamaların toplamı gibiydi.

Seka İzmit çalışanlarının ziyaretçileri gelmeye devam ediyor.01 Şubat 2005 Salı günü Bankacılar ve Sigortacılar Sendikası yöneticileri Seka işçilerini destek ziyaretinde bulundular. Genel başkan Turgut Yılmaz işçilere bir konuşma yaparak kendilerine destek verdiklerini belirtti.
 
Akşam saatlerinde ise sanatçı ve yazarlardan oluşan bir grup Seka işçilerinin yanındaydı. Ataol Behramoğlu, Edip Akbayram, Mahir Günşiray, Şanar Yurdatapan, Hülya Behramoğlu, Cezmi Ersöz, Mahi Büyükkanat, Deniz Türkali, Grup Yorum Seka işçilerinin davalarında yalnız olmadıklarını, davalarında haklı olduklarını belirten konuşmalar yaptılar. Edip Akbayram ve Grup Yorum yorumları ile işçilere moral verdiler.

Büro emekçileri Sendikası bir basın toplantısı yaparak Seka işçilerine tam destek verdiklerini açıkladılar. Ayrıca yapacakları eylem programını da açıkladılar.

Seka işçilerinin ziyaretçileri bitmek bilmiyor. 02 Şubat 2005 Çarşamba günü Türk Eğitim Sendikası 1 nolu Şube yöneticileri ile başlayan ziyaretçi trafiği Kamu-Sen eski il başkanı Zekai Kahyaoğlu, Sakarya Türk Tarım Sendikası yöneticilerinin ziyaretiyle devam etti.
 

Günün ilerleyen saatlerinde KESK'e bağlı Sağlık Emekçileri, Eğitim Sen ve Emekli Sen Adapazarı şube yöneticileri ve emekçileri Seka işçilerini ziyaret etti. Gelen ziyaretçilerin Seka işçilerinin davalarına sahip çıkma kararlılıkları, atılan slogan ve söylenen marşlar karşısında duygulandıkları ve ağladıkları gözlendi. Sağlık Emekçileri Sendikasına bağlı emekçilerin bir gün boyunca üzerinde "Seka Kapatılamaz" rozeti takmaları Seka'lı işçiler arasında sevinçle karşılandı.

03 Şubat 2005 Seka İzmit işçilerinin fabrikalarını kurtarma adına verdikleri mücadele fabrikayı 'peşkeş' çekenleri rahatsız etmeye başladı. İşçilerin 14 Aralık'tan beri yaptıkları eylemlere duyarsız kalan hükümet, kamuoyunun ve medyanın Seka işçilerinin haklılığına inanması ve Ankara 9. idare mahkemesinin işçilerin lehine karar verme ihtimalinin çok yüksek olması sebebiyle rahatsız olmaya başladı. Açıklamalar sırayla gelmey başladı. Önce Ö.İ.B. bürokratı İsmail Destan, sonra Bakan Mehmet Ali Şahin, peşine Maliye bakanı Kemal Unakıtan Seka hakkında açıklama yaptı. En son Başbakan R.T. Erdoğan Seka ile ilgili görüşlerini açıklama gereği hissetti. Yapılan açıklamalara bakıldığında tamamen, Seka aleyhine kamuoyu oluşturmak ve mahkemeyi etki altına alma isteği hemen göze çarpıyor. 'Peşkeş' kelimesinin kötü bir anlamı olmadığını isbat için 'halk' kelimesi ile birlikte kullanmaktan çekinmiyorlar. Başbakan halkı işçilerden uzaklaştırabilmek adına 'Fakir fukaraya dağıtacağımız para ile Sekaların zararını kapatmak zorunda kalıyoruz.' şeklinde kendisi adına talihsiz bir açıklama yapabiliyor. Yapılan açıklamalarda açık ve gizli tehditler, duygu sömürüsü, demogoji var. Kısacası halkın siyasetçi diye seçtikleri insanlar , hâzâ politikacı olmuşlar. 'Biz değiştik' açıklamaları boşuna değilmiş...

Bugün Seka'lı işçilere ziyaretler devam etti. İşçi Konseyi ve Üniversite konseyleri kalabalık bir grup ile işçileri ziyaret etti. Üniversite konseyleri bir basın bildirisi ile destek verdi. Basın bildirisinde dikkat çekici bir bilgi var. Ö.İ.B.'nın SEKA İzmit hakkında rapor hazırlattığı Jaakko Pöyry şirketinin AB başta olmak üzere kağıt tekellerine danışmanlık yaptığı bilgisi. Böyle bir şirkete yaptırılan raporun güvenilirliği uzmanları tarafından tartışılmaya değer bir konu olsa gerek.

İşçi Partisi Genel Sekreteri Bedri Güntekin ve il yönetimi de Seka İzmit işçilerinin yanında olduklarını ve sonuna kadar da yanında olacaklarını belirttiler.

Daha sonra Ankara'dan dönen Selüloz iş Şube Başkanı Adnan Uyar işçilere bir bilgilendirme konuşması yaptı. Konuşmasında Başbakan'a seslenen Adnan Uyar şöyle konuştu;

"Buradan sevgili Başbakanımıza sesleniyorum. Sayın Başbakanım sen ağladığında biz de ağladık. Sen güldüğünde biz de güldük. Sana yapılan eziyeti bize yapılmış eziyet gördük. Sana yapılan zulmü bize yapılmış zulüm gibi gördük. Sayın Başbakanım sana sesleniyorum. Siz Seka'yı İzmitliye peşkeş çekmekten bahsediyorsunuz. Biz İzmit'li değil miyiz? Biz Tel Aviv'limiyiz? Sayın Başbakanım gerçekten İzmit'ten bahsediyorsanız Seka İzmit, İzmit Seka'dır. Ama "Ben Seka'yı İzmit'liye peşkeş çekiyorum" diyorsanız; inanın üzülerek söylüyorum Sayın Başbakanım yalan söylüyorsunuz. İnanın İzmit 'te 250 bin Seka'lı var. Öyleyse bu inat niye?

Sayın Başbakanım senin kılıcın Seka çalışanını mı kesiyor? Seka çalışanını mı ortadan kaldırıyor? Senin emrinde ölmeye hazır 70 milyon insan var. Ülkenin asıl meselesi toprak bütünlüğüdür. İşte Irak'ta Türk halkına, Türkiye Cumhuriyeti'ne meydan okuyan çapulcular var. Ama senin gücün onlara yetimyor. Ne hikmetse senin gücün Seka çalışanına yetiyor" dedi.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, SEKA konusunda beklenen savunmasını dün verdi. ÖİB savunmasında SEKA’nın kapatılmasına iki gerekçe gösterdi. Biri SEKA’nın zarar ettiği, diğeri ise Sirmen ve Karaosmanoğlu’nun talepleri...

İki mahkemeye itiraz. 5 Günlük süresi dün sona eren Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Ankara 9. İdare Mahkemesi’ne savunmasını verdi. Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne de aynı savunmayla başvurarak yürütmeyi durdurma kararına itiraz etti.

Selüloz-İş Sendikası Avukatı Murat Özveri’nin verdiği bilgiye göre; ÖİB, mahkemelere yaptığı savunma ve itiraz başvurularında SEKA İzmit İşletmesi’nin kapatılması kararına gerekçe olarak, işletmenin zarar etmesini ve İzmit şehir merkezinde sorun yaratmasını gösterdi. Başkanların yazıları SEKA İzmit İşletmesi’nin şehir merkezinde yarattığı sorunlara kanıt olarak İzmit Büyükşehir Belediye Başkanı Sefa Sirmen’in 2 Eylül 1998, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’nun 21 Eylül 2004 tarihli yazılarını gösteren ÖİB’nin savunmasında, “Çevre kirliliğine neden olan SEKA’nın, İzmit şehir merkezinde kalması modern şehircilik anlayışıyla da bağdaşmıyor. Bu nedenle kapatılmasında ve arazisinin belediyeye devredilmesinde kamu yararı vardır” dediği öğrenildi. Özelleştirme İdaresi’nin kapatma gerekçeleri;

Türkiye’de kanser vakalarında ilk sıralarda yer alan İzmit’teki fabrikanın yarattığı çevre kirliliğine karşı önlem alınamıyor.

Fabrikanın İzmit şehir merkezinde kalması, modern şehircilik ve çevrecilik anlayışıyla bağdaşmıyor Şehrin görüntüsünü bozduğu, trafik akışını engellediği dönemin belediye başkanları tarafından idaremize iletilmiştir. Bu nedenle işletmenin kapatılmasında ve arazisinin belediyeye devredilmesinde kamu yararı vardır.

SEKA’nın zararı 35.272 trilyon liradır. Bu zararın 31.225 trilyonluk bölümünü SEKA İzmit oluşturuyor.Zararın önlenmesi için büyük yatırımlar gerekiyor

SEKA İzmit İşletmesi’nin kapatılmasıyla telafisi imkansız zararlar doğmayacak, çalışanlarla ilgili parasal ve iş konularındaki sorunlar da idare tarafından çözümlenecek.

Tüm bunlara rağmen daha sonra Ankara’dan güzel bir haber geldi. Ankara Bölge İdare Mahkemesi, Özelleştirme İdaresi`nin kendisine yaptığı savunmayı, yürütmeyi durdurma kararı alan Ankara 9. İdare Mahkemesi`ne gönderdi. Bu haber işçiler arasında memnuniyetle karşılandı.

4 Şubat 2005 Özelleştirme İdaresinin savunmasındaki yalanlarına öncelikle Kocaeli Tabipler Odası’ndan resmi bir yazı ile cevap geldi. Başbakana ve Bakanlara da işçilerden tüm gerçekleri ayan beyan ortaya koyan cevaplar verildi. 4 Şubat 2005 günü Seka İzmit'li işçiler son günlerin en kalabalık ziyaretçilerini misafir etti. Kesk Genel başkanı Sami Evren ve Kesk Kocaeli Şube başkanı Bedriye Yıldızeli önderliğinde Kesk Kocaeli Şubeler Platformu kalabalık bir grup halinde işçileri ziyaret etti. Birer konuşma yapan Genel başkan Sami Evren ve Bedriye Yıldızeli işçileri tebrik ederek her zaman yanlarında olduklarını belirttiler. Kesk, Türk iş, Hak iş ve Disk'e bağlı sendikaların oluşturduğu Gebze Sendikalar Birliği işçilerin ikinci misafir grubu oldu. Dayanışma mesajları veren başkanlara işçiler sloganlar ve marşlar ile cevap verdi. CHP Genel başkanı Deniz Baykal bugünün en kalabalık grubu ile Seka'daydı. Yanında Eski Türk iş Genel Başkanı, CHP milletvekili Bayram Meral, CHP Kocaeli milletvekilleri İzzet Çetin ve Salih Gün başta olmak üzere 35 milletvekili, CHP İstanbul ve Kocaeli il yöneticileri ve partililer ile işçileri ziyaret etti. İşçilerin yoğun sevgi gösterileri ve alkışlarla yemekhaneye giren grup uzun süre işçilerin söylediği marşlar ve sloganları dinledi. Genel başkan Ergin Alşan'ın konuşmasından sonra işçilere bir konuşma yapan Deniz Baykal; Seka'nın kapatılmasının ne vicdana, ne hukuka ne de müslümanlığa uymadığını belirtti. Mahkemenin işçiler lehine karar verdiğini belirten Baykal, AKP'nin buna uyması gerektiğini belirtti. Balıkesir Seka'nın 1 milyon 100 bin dolara satıldığını, ancak hurdasının 3.5 trilyona alanlar tarafından satıldığını belirten Baykal mahkeme kararına rağmen AKP'nin işletmeyi geri almadığını belirtti

05 Şubat 2005 Seka İzmit'e bugün Kocaeli Gönüllü Kültür Teşekkülleri'nin ziyareti vardı. Mazlum-Der, İzmit Kitap Kulübü, Gökkuşağı Vakfı, Ensar Vakfı, Araştırma ve Kültür Vakfı, İmam Hatip Mezunları Derneği temsilcilerinin katıldığı ziyaret esnasında konuşma yapan Mazlum-Der Kocaeli Şube Başkanı Dr. Ö. Faruk Gergeroğlu Seka İzmit konusunda AKP il teşkilatından defalarca randevu istediklerini ancak sonuç alamadıklarını belirtti. Sonuca ulaşmak için her türlü iletişim aracını kullanmak gerektiğini belirten Gergeroğlu her zaman Seka işçisinin yanında olduklarını belirterek sözlerini tamamladı.

Saadet Partisi Genel Başkan yardımcısı eski milletvekillerinden Erten Yülek, yanında SP il , ilçe başkan ve yöneticileri ile birlikte Seka İzmit'li işçileri ziyaret etti. İşçilere bilgilendirme konuşması yapan Ertan Yülek çeşitli defalar Seka İzmit konusunu gündeme taşıdığını ve taşımaya da devam edeceğini belirtti. Özelleştirmenin başlangıcı olan 1984 yılında kapatma ve satmanın hiç düşünülmediğini belirten Yülek daha sonraları bu anlayışın değiştiğini belirtti. 06 Şubat 2005 14 yıldır Seka'da çalışan Mustafa Küçük düğününü Seka İzmit işçi yemekhanesinde yaptı. Çift yemekhaneye meşaleler arasından girdi. İşçiler yeni çifte takı takarak bundan sonraki hayatlarında mutluluk dilediler. Oyunlar oynandı. Marşlar ve sloganlar düğüne bir başkalık kattı. 1998 yılındaki direnişte de Kemal Akyel arkadaşımız düğününü fabrikada gerçekleştirmişti 10 Şubat 2005 günü SEKA direnişine Uluslar arası destek geldi. Bugün saat 16:00 da ICEM (Uluslarararası Kimyasal, Enerji, Madencilik ve Genel İşçileri Federasyonu Genel Sekreteri Fredd Higgs Seka İzmit'li işçileri destek ziyaretinde bulundu. Ziyaret işçiler tarafından memnuniyetle karşılandı. Uzun süre slogan, alkış ve marşlar ile coşkularını misafirlerine de aktardılar.

Genel sekreter Higgs yaptığı konuşmada "Keşke bütün dünya işçileri sizin gibi direnebilse. Dünya üzerinde 20 milyon üyesi var. Bütün bize bağlı sendikaları davanıza duyarlı olmaları için bilgilendireceğim" dedi. Yanında ICEM Genel Sekreter yardımcısı, Petrol-İş Genel Başkanı ve diğer sendika temsilcileri ile birlikte işçilerin arasına katılan Higgs işçi çocukları ile halay çekti. İşçilerin kendisini çağırmasına duyarsız kalmayan Higgs onların yanına giderek SEKA bayrağını salladı. Daha sonra Sendika temsilciliğine geçerek bir basın toplantısı düzenlendi.

11 Şubat 2005 Cuma günü Ankara 9. İdare Mahkemesi’nin nihai kararı bekleniyordu. Sendika avukatları (özellikle belirtmek gerekir ki; KİGEM “Kamu İşletmeleri Geliştirme Merkezi Vakfı” Genel Sekreteri Ayla YILMAZ ve KİGEM Yönetim Kurulu Üyesi İlter ERTUĞRUL ‘un bu hukuki aşamalardaki katkıları SEKALI işçilerin gönlünde ayrı bir yer oluşturmuştur.) nihai kararla ilgili en ufak bir ön bilgiye dahi ulaşamazken, 10 Şubat 2005 Perşembe günü Ankara’dan Orman Bakanı O. PEPE ’nin toplantı halindeki AKP Kocaeli teşkilatından Merkez İlçe Başkanı Necdet EKSEN ’i arayarak nihai kararın kendi lehlerine sonuçlandığını söylediği haberi yayıldı. Aynı gün haberin doğruluğu netlik kazandı. Bu olay gösteriyordu ki AKP hükümetinin hukuka müdahalesi vardır ve bu artık açıkça ispatlanmıştır.

Nihai karar haberiyle birlikte Selüloz-iş Genel Başkanı Ergin ALŞAN ve İzmit Şube Başkanı Adnan UYAR bir kez daha gerilen işçilere hitaben; başlangıca dönüldüğünü, artık direnişin daha da kuvvetlendiğini, gerekirse ölümden başka dönüş yolu olmadığını, AKP li siyasilerin işçi lehine karar almadıkça SEKA’lı İşçilerin fabrikalarından ancak cesetlerinin çıkacağını ilan ettiler. Bu, işçilerdeki direnişin artık dönüşü olmayan bir yola girildiğinin gerçeğiydi.

Aynı gün Seka İzmit'li işçiler Seka'nın en yüksek kulesine büyük bir siyah bayrak astılar. Bayrağı asma gerekçeleri olarak fabrikalarının kapatılması, güvendikleri kişilerin sözlerinde durmamaları, yetkili kişilerin kendilerine karşı dürüst olmamalarını gösteriyorlar. 12 Şubat 2005 tarihinde Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM ‘ın Kocaeli Büyükşehir Belediyesini ziyaret edeceği haberi duyuldu. Yine SEKA ‘lı eş ve çocuklardan oluşan bir gurup Bakanla görüşmeye gittiler. Bakan giderken ayaküstü konuşma zorunda kalarak, karardan dönüş olmadığını bir kez daha belirtmiş oldu.

13 Şubat 2005 günü ise Orman Bakanı O. PEPE ‘nin İzmit merkezde Trabzonlular Derneğinin açılışına katılacağı haberi alındı. Yine eş ve çocuklardan oluşan bir gurup açılışın olduğu yere gittiler. Açılış esnasında sloganlar atmaya başladılar. O. PEPE her zamanki gibi rahatsızlık duyarak polisler vasıtasıyla guruba müdahale ettirip dağılmalarını sağladı. Burada bir kez daha dönüş olamadığını söyleyerek, oldukça agresif açıklamalarda bulundu.

13 Şubat 2005 tarihi itibariyle ziyaretçi ve destekçi akını daha da yoğunlaştı. DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar bugün Seka İzmit'li işçileri ziyaret ederek direnişlerine destek verdi. Seka'ya gelişinde Doğru Yol Partililer tarafından karşılanan Ağar Seka yemekhanesine girişinde ise işçilerin slogan ve marşları ile karşılandı. Marşlar ve sloganlar uzun süre devam etti. Selüloz-İş Sendikası Genel Başkanı Ergin Alşan kısa bir konuşma yaptı. Konuşmasında ziyaretçilere desteklerinden dolayı teşkkür eden Alşan "Çok değerli Genel Başkanım, 25 gündür süren mücadelemizde D.Y.P.'nin il başkanları, ilçe başkanları, belediye başkanları ve partililer sürekli yanımızdalar. Size onların adına teşekkür ediyoruz. Desteklerinizin sonuna kadar devam etmesini istiyoruz. Sizin desteğiniz arkamızda olduğu sürece, İzmit'lilerin desteği arkamızda olduğu müddetçe, basının desteği arkamızda olduğu müddetçe bu işçi bu fabrikayı terketmeyecek diyorum. Hepinize saygılar sunuyorum." dedi.

Selüloz-İş Sendikası Genel Başkanı Ergin Alşan'ın kısa bir konuşmasından sonra Mehmet Ağar işçilere hitap etti. Mehmet Ağar işçileri selamladıktan sonra konuşmasına "Bugünden sonra biz de Seka'lıyız. Biz de bu eylemin bir ferdiyiz. Bugün SEKA bir destan yazıyor. İzmit destan yazıyor. Kocaeli destan yazıyor. Bu baskıcı, bu milletin değerlerinden kopmuş, fakirden bu kadar uzaklaşmış, işçinin, köylünün, esnafın karşıtı olmuş bu hükümete karşı; toplumsal muhalefetin, toplumsal direnişin destanını yazıyor SEKA." şeklinde başladı. Ağar konuşmasına; "Türkiye sanal bir dünya üzerine, bir hayal dünyası içerisine sokulmuştu. Halk fakirleşiyor, halk çaresizleşiyor, halk işini kaybediyor, işçi, esnaf, köylü işini kaybediyor. Kimse olayın farkında değil. Dışarıdan aferinler alan hükümet, yandaşlarıyla bir hayal dünyası yaratıyordu Türkiye'de. Ancak bu hayal perdesini bu sanal dünyayı SEKA yıktı. Türkiye bir hayal dünyasında. İki seneden beri yazılı, görsel medyası ile bir hayal dünyası içindeydi. Ama bugün oradaki insanlar da görüyor, oradaki kalemler de görüyor. Bunu gösteren yer İzmit oldu, SEKA oldu SEKA." şeklinde devam etti.

Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Mehmet Ağar tüten bacaların kapatılmasının marifet olmadığını, marifetin tüten bacalara baca ilave etmek olduğunu belirtti. Sözlerini; "Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları ayet değildir. Değiştirilemez değildir. Allah'tan gelen başımızın üstüne. Ancak kul yaptığı hatayı görmelidir. Kul hatasını düzeltmelidir. Bu kadar insanın mağduriyeti, bu kadar insanın gözyaşı, bu kadar insanın çilesi üzerine hiç bir binayı adam edemezsiniz. Yapamazsınız bunu.

Elbette haksızlığa karşı demokratik haklarımızı kullanacağız. Demokratik direniş hareketimizi kullanacağız. Haksızlıkları ortadan kaldırmayı hep birlikte dayanışma içerisinde temin etmeye çalışacağız. Bu ülke bizim. Bu fabrika yapılırken, bu tesisler alınterinin, inancın, imanın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bunları bir fiskeyle vurup, yıkıp, yok etmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Kişilerle değil sistemle kavgalıyız. Milleti fukara eden, milleti işsiz bırakan, milleti çaresiz bırakan bu zalim sistemi yerle bir edeceğiz. " diyerek sona erdirdi.

Aynı gün Saat 16:00'da Cahit Berkay, Engin Yörükoğlu, Taner Öngür ve Serhat Ersöz'den oluşan Moğollar Grubu Seka'lı işçilerin destek ziyaretindeydi. İşçilerin müzikleriyle coştuğu grubu sevinçle karşıladı. Cahit Berkay ve Taner Öngür'ün kısa birer konuşma yaptığı toplantıda Cahit Berkay küçük sazıyla kısa bir resital verdi. Seka'lı işçiler Moğollar Grubu'nu alkışlar ile uğurladı.
 
14-02-2005 tarihinde İstanbul’da SEKA ile Dayanışma Platformu Girişimi Toplantısı yapıldı ve bir bildiri yayınlandı. Bildiride;

“Yaklaşık bir aydır fabrikalarını korumaya alan SEKA isçilerinin direnişi hakkında bilgilenmek ve direnişe destek yollarını aramak amacıyla 12 Şubat Cumartesi günü Makine Mühendisleri Odası'nda toplantı yapılmıştır.

Toplantıda Selüloz İş İzmit Şube Başkan vekili ve bir SEKA işçisi bilgi vermiş, daha sonra direnişçilerin talepleri ışığında ve öneriler ile destek ve dayanışma yolları görüşülmüştür.

Toplantıya emek savunucusu kişi ve kuruluşlardan geniş katılım olmuştur.

SEKA direnişi ile dayanışma için haftalık çalışma ve eylem önerileri karara bağlanmış ve oluşum kendisini SEKA ile Dayanışma Platformu olarak adlandırmıştır.

Pazar günü (dün) platformun gönüllü katılım ile oluşan ve yeni katılıma açık Koordinasyon Kurulu ilk toplantısını yapmıştır. Kurul, platformun yeni katılımlar ile genişleyen ve genişlemeye açık konumunu gözönüne alarak SEKA İLE DAYANIŞMA PLATFORMU GİRİŞİMİ adını benimsemiştir. Girişim Koordinasyon Kurulu'nun aldığı kararlar şunlardır:

1. Platformun özellikle duyarlı sendikalar ve SEKA'daki gelişmelerin ivmesi sebebiyle ilk toplantı için ulaşılamamış kişi ve kuruluşlar yönünde gelişimini sağlamak için, 14 Şubat Pazartesi (bugün) Saat 19.00'da Makine Mühendisleri Odası'nda toplantı yapılacaktır. (Taksim, İpek Sokak) Bu toplantıya bütün katılımcıların yeni katılımlar sağlayarak gelmeleri dilenmektedir.

2. 15 Şubat Salı günü Saat 12.00'de aynı yerde, Selüloz-Iş Sendikası ile SEKA ile Dayanışma Platformu Girişimi'nin ortak basın toplantısı yapılacaktır. Basın toplantısından sonra Platform bileşenleri, fabrikalarını koruyan işçilere destek vermek üzere SEKA'ya hareket edecektir.
3. 19 - 20 Şubat Cumartesi ve Pazar günleri ağırlıkla tren ile SEKA'ya kitlesel destek ziyareti yapılması planlanmıştır. Duyurumu basın toplantısında yapılacaktır” denildi.
Seka İşçileriyle Dayanışma Platformu daha sonra topluca SEKA İzmit İşletmesine geldiler. İşçilerin memnuniyetle karışıladığı platform üyeleri sloganlarla karşılandı. Grup sözcüsü Ayşe Yumli Yeter bir konuşma yaptı. Konuşmasında işçileri selamlayan Yeter "Keşke Köy Hizmetleri de sizin gibi direnebilseydi." diye konuştu. Yeter, "Adana TEKEL işçilerini SEKA işçileri yolunda kendilerini işyerlerine kapanacaklarını belirtti. "Bu onurlu bir direniş biz bu direnişe İstanbul'dan bir soluk olarak geldik. Sınıf dayanışmasına ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. Bu yüzden İstanbul'da SEKA İşçileri ile Dayanışma Platformu'nu kurduk. Mücadeleniz mücadelemizdir." şeklinde sözlerini tamamladı.
Aynı gün Platforma destek veren dostlarımız da yanımızdaydı. Grupta bulunan SEKA direnişini başından beri takip eden ve desteklerini esirgemeyen gazeteciler Şahin Artan, Haluk Ağabeyoğlu ve Erhan Şimşek bizleri ayrıca ziyaret ederek bilgi aldılar. Kendilerine desteklerinden dolayı teşekkür ediyoruz.

Bu arada Ankara'dan Seka İzmit'li işçilerin eylemini zorlaştırma ve zayıflatma yolunda yapılan müdahalelere fabrikanın ve lojmanların kullandığı buharda kısıtlamaya gitmek te eklendi. Özelleştirme İdaresi Başkan Yardımcısı ve Seka Yönetim Kurulu Başkanı çift maaşlı İsmail Destan'ın buhar sarfiyatının yarıya indirilmesi konusunda talimat verdiği duyumları işçilerin tepkisine yol açtı. Sekalı işçiler İsmail Destan'a gönderdikleri bir maille kararı protesto ettiler.

Mailde Ö.İ.B. Yardımcısı ve SEKA Yönetim Kurulu Başkanı çift maaşlı İsmail Destan'a ; “Seka çalışanının ekmeğini elinden almak istiyorsunuz. Kamuoyuna bütçe açığının sanki SEKA yüzünden olduğunu lanse ediyorsunuz. Sizin zamanınızda bilerek yatırım yapmayıp önlem almadığınızdan milletin parasını milletin cebinden hortumladınız. Bunu gözardı edip şimde de doğal gaz sarfiyatını bahane edip ısınmayı engellemeye çalışıyorsunuz. Eylemimizi buhar kesmekle durdurabileceğinizi mi zannediyorsunuz? Yanılıyorsunuz! Kesemeyeceksiniz! Kesersek biz keseriz. Komple keseriz. Kar da yağsa, buz da tutsa SEKA işçisi fabrikayı terk etmeyecektir." denildi.

Selüloz-İş İzmit Şube Başkanı Adnan Uyar da işçilere yaptığı konuşmasında konuya değinerek tepkisini "Gerekirse 3, 4,10 battaniyeye sarılır yine de direnişimize devam ederiz" diyerek ortaya koydu.

15 Şubat 2005 tarihinde Ankara 9. İdare mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararını kaldırdığı tebliğ yazısı Sendikaya ulaştı.

16 Şubat 2005 tarihinde Selüloz-iş Ankara Bölge İdare Mahkemesine itirazda bulundu. ( Selüloz-İş Sendikası Genel Merkezi dün, Av. Murat Özveri ve Av.Nezaket Yüksel ÖZVERİ aracılığıyla Ankara 9.İdare mahkemesinin vermiş olduğu karara itiraz dilekçesini, Bölge İdare mahkemesine iletilmek üzere Ankara 9. İdare Mahkemesi'ne sundu. Dilkçenin Talep konusu satırında; " Ankara 9.İdare Mahkemesinin 2005/133 E. Sayılı dosyasından talep etmiş olduğumuz yürütmeyi durdurma kararının reddine ilişkin 09.02.2005 tarihli, tarafımıza 15.02.2005 tarihinde tebliğ edilen kararın kaldırılarak YÜRÜTMENİN DURDURULMASINA karar verilmesi talebidir. " denildi. Dilekçede Ankara 9. İdare Mahkemesi'nde verilen karara usul ve esasa ilişkin itiraz sebepleri sıralandı.)

Aynı gün SEKA İzmit İşletmesinin kapısı miting alanına döndü.

Emek Platformu’nun önceden almış olduğu karar doğrultusunda "Hükümete uyarı" eylemi 81 il merkezinde olduğu gibi Kocaeli’nde de gerçekleştirildi. Kocaeli’ndeki uyarı eylemi direnişte olan SEKA İzmit İşletmesi’nin önünde start aldı. Eyleme Tabipler Birliği Kocaeli Şubesi, SES, EMEP, SDP, ESP, ÖDP, İP, Halkevleri, Petrol-iş Yarımca Şubesi, Emekli-sen Kocaeli Şubesi, Liman-iş, YapıYol-Sen, Bes, Eğitim-Sen, Petrol-iş Düzce Temsilciliği, Lastik-iş, Belediye-iş, Genel-iş, TMMOB ve bir gurup Kocaeli Üniversitesi Öğrencisi destek vermişlerdir.

TümBel-Sen Kocaeli Şube Başkanı Bedriye YILDIZELİ ’nin anonslarıyla kürsüye öncelikle Kocaeli Emek Platformu Dönem Sözcüsü Serhat GİRGİN geldi. Yaptığı konuşmada; "Emek Platformu olarak daha önce destek için geldiğimiz SEKA’ya kitlesel olarak gelip, destek vermekten büyük keyif ve onur duyuyoruz, şu anda Türkiye’de yüz binler alanlarda. Her yerde SEKA Direnişi konuşuluyor ve anlatılıyor. Bizlerin de uyarı eylemini burada başlatmamızın sebebi SEKA'lının haklı ve onurlu davasını tüm Türkiye’ye duyurmaktır. Buradan devredilen SSK hastanesinin önüne gideceğiz ve eylemimize orada devam edeceğiz." dedi. Sık sık "Genel grev" Genel direniş" ve "Bizim SEKA’dan ölümüz çıkar" sloganları atıldı. Daha sonra kürsüye KESK MYK üyesi Güven GERÇEK geldi. Konuşmasında; Hükümetin Türkiye’deki her şeyin tadını kaçırdığını, bir çok kurumun içinin boşaltıldığını ve çıkardıkları yasalarla 1.5 milyon kamu emekçisinin iş güvencesini ortadan kaldırdığını söyledi. Van’da, Bitlis’te, Malatya’da, Adana’da ve Türkiye’nin bir çok yerinde Tekel Sigara Fabrikası işçilerinin de SEKA İşçilerinin açmış olduğu yoldan ilerlediğini ve Yolumuz SEKA İşçilerinin Yoludur ve biz bu yolda sonuna kadar yürüyeceğiz dediklerini söyledi. Emekçi sınıfına yapılan saldırıların püskürtülmesi için izlenecek tek yolun hizmet ve üretimi durdurarak Genel Grev kararını almak olduğunu söyledi. Devamında " Değerli dostlar, biraz önce söylediğimiz gibi Konfederasyonları zorlayıp, Türkiye çapında şalter indirmenin, Genel Greve gitmenin objektif ve subjektif gerçekleri vardır artık. Şimdi değilse ne zaman olacak bu iş? Bu günden sonra yapılacak Genel Grevin ne anlamı olabilir" dedi.
Bedriye YILDIZELİ ‘nin sunuş aralarında yaptığı konuşmalarda ise "Biz parasız sağlık, parasız eğitim için yola çıktık. Biz SEKA ‘yı kapattırmamak için yola çıktık. Yüreğiniz varsa kapı arkalarında karar almak değil, mahkemeleri baskı altında tutmak değil, SEKA işçisinin karşısına çıkan da görelim sizi. Biz geleceğimizi, insanca yaşam mücadelemizi ve SEKA ‘yı sizin insafınıza bırakmayacağız. Direneceğiz ve sonunda kazanan biz olacağız. Her zaman son sözü direnenler söylemiştir. 1998 de olduğu gibi bu gün de son sözü SEKA ‘daki direnen arkadaşlarımız söyleyecektir." diyerek, alanı binlerce insanın direniş ve eylem coşkusunu arttırdı

Son olarak alanda toplanan binlerce emekçiye Selüloz İş Genel Sekreteri Halil BAHÇECİ seslendi. Yaptığı konuşmada "SEKA İşçisi 14 Aralık’tan bu yana sürdürdüğü eylemlerini 8 Ocak’ta yapılan büyük mitingle perçinlemiş, 19 Ocak günü ise fabrikasını korumaya alarak gerçek direnişine başlamıştır. Direnişimizin 29. günüde SEKA İşçisi kararlılığını yılmadan ve usanmadan sürdürmektedir. Cumhuriyetin kalesi olan SEKA’yı terk etmeyeceğini Ölmek var dönmek yok diyerek çok açık bir şekilde ortaya koymuştur. Ancak, SEKA İşçisinin dışarıdaki destekçilerinden bir takım arzuları bulunmaktadır. Artık bizlere bireysel ve kitlesel olarak destek veren her kişi ve kurum lütfen evlerine, işyerlerine, sendikalarına, odalarına ve derneklerine SEKA KAPATILAMAZ yazısını assınlar. Çünkü bu dava sadece SEKALI ’nın değil, IMF dayatmalarına maruz kalan güzel ve yaşanılır bir ülke isteyen herkesin davasıdır. Herkes bu davaya sahip çıkmalıdır. İkinci olarak ise, Emek Platformu’nun sizlere deklare ettiği kararları harfiyen uygulamanızı diliyor ve davamız davanızdır diyerek herkese teşekkür ediyorum" dedi.
Binlerce insanın katıldığı uyarı eylemi büyük bir çoşku içerisinde geçti. Miting sonunda katılımcılar topluluk olarak, Sağlık Bakanlığına devredilen SSK İzmit Hastanesine gittiler.

Bu uyarı eylemi, tam da adına yakışır şekilde gerçek bir uyarı oldu.
 
17 Şubat 2005 tarihinde saat 17.30 da SEKA İzmit İşçilerine destek için İstanbul’dan bir gurup sanatçı destek ziyaretine geldi. Ziyaretçiler;
 
Vecdi SAYAR (Özel Sanat Konseyi Başkanı) Gülsüm Cengiz (Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Sekreteri) Cezmi Ersöz (Yazar) Yasemin Göksu (Müzisyen) Gülsen Tuncer (Sinema ve tiyatro sanatçısı) Yılmaz Onay (Tiyatro yönetmeni,yazar, Yazarlar Derneği adına) Canol Kocagöz (Karikatürist, Homur Mizah Dergisi, Özel Sanat Konseyi Genel Sekreteri) Engin Ayça (Sinema Yönetmeni)

Ziyaretçiler kendi dallarından örnekler vererek işçilere moral ve destek verdiler. Sunuculuğunu Vecdi Sayar'ın yaptığı ziyarette, Karikatürist Canol Kocagöz'ün yaptığı karikatür işçilerden büyük beğeni topladı. Engin Ayça ise kamerası ile işçilerin coşkusunu ve kararlılığını görüntüledi. Cezmi Ersöz ikinci kez geldiği Seka İzmit işçilerinin çocuklarına kendi kitaplarını imzalayarak dağıttı. Yasemin Göksu ise bir türkü ile işçilere moral verdi. Gülsüm Cengiz ve Gülsen Tuncer okudukları şiirlerle ziyarete renk kattılar. Yılmaz Onay'da kısa şiirler okuyarak katkı sağladı.

Bu gelişmeler gerçekleşirken SEKA Direnişine Uluslar arası Platformdan destek veren ICEM den desteğin resmileştiği haberi geldi.10 Şubat 2005'te Seka İzmit'e gelerek işçilere destek olan ICEM Genel Sekreteri Fred Higgs, sözünde durarak ICEM'in resmi sitesinde bir açıklama yayınlattı. Seka İzmit'li işçilere ICEM'in 20 milyon üyesinin tam destek verdiği bildirilen açıklamada, 4-c maddesinden söz edilerek "Bu Selüloz-İş ve ICEM tarafından kabul edilemez." deniliyor.

Çalışanlar, Kağıt Fabrikalarının kapatılıp yok edilmesine karşı koymaya yemin ettiler.

Türkiye Selüloz-iş üyelerinin ekmek kavgasını ICEM destekler.14 Şubat 2005

Türkiye hükümetinin kağıt üretimini özelleştirme planlarına karşı Türkiye Selüloz-iş Sendikası İzmit kağıt işçiliği üyeleri arasında duygulu bir savaş var. 20 milyon üyesi ile ICEM, kendi üyesi de olan işçilere tam destek veriyor.20 Ocak'tan beri 700 den fazla üyesi ve aieleri ile Türkiye Selüloz ve kağıt fabrikalarını (SEKA) terk etmeme eylemindeler.

Türkiye Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 8 Kasım 2004 kapatma kararına çalışanlar güçlü halk desteğiyle karşı koyuyor. Bu kapatma kararını geçici erteleme, Ankara 9. İdare Mahkemesi tarafından, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun savunmasının istenmesi nedeniyle Ocak ayının sonunda durduruldu. Şu anda hükümet geniş kitleleri hedef alarak kapatma konusunda fikirlerini yaymayı sürdürüyor. 250 çalışanını 22 aydır çalışmayan başka bir SEKA fabrikasına transfer etmeye çalışıyor. Diğer 180'ini 3 veya 4 aylığına ekipmanların sökülmesi için İzmit'te bırakıyor. Özelleştirme kanunları SEKA'nın diğer çalışanlara maksimum 10 ay maaş ödeyerek geçici işçi statüsünde çalıştırmayı teklif ediyor.

Bu Selüloz-İş ve ICEM tarafından kabul edilemez. ICEM Genel Sekreteri Fred Higgs bu amaçla çalışanlarla ve halktan destek verenleriyle 10 Şubat'ta İzmit'te konuştu. Ve yatırım yapmak yerine çalışanlara işlerini bırakması için rüşvet teklif eden Türkiye Hükümeti'ne açık bir mesaj gönderdi. Hükümet dürüst bir yatırım ile bu şirketin varlığını sürdürebilir. Vefalı çalışanların geçinme kapısı yapabilir.
 
Selüloz-İş sendikası 5-6 milyon dolar yatırımın, SEKA'nın çeşitli cins kağıtlar üreterek uluslararası rekabette çalışabileceğini iddia ediyorlar. Selüloz-iş, hükümeti makinelere yatırım yapmak yerine, büyük meblağlarda paralar ödeyerek danışmanlık ücreti ödemekle eleştirdi. Şimdi çalışanlar tarafından desteklenip harekete geçirilmiş aileleri, İzmit halkı ve sendika hükümet özelleştirme kararını iptal edene kadar fabrikayı terketmeme eylemini devam ettirecekler.
 
17 Şubat 2005 saat 23.00 “ Genel Müdürlükte yönetim kurulu toplantısı yapılıyor” haberi ile bir anda hareketlendi. İşçi arkadaşlar büyük bir kararlılıkla Genel Müdürlük binasına yürümeye başladılar.
 
Slogan atarak Genel Müdürlük binasına ulaşan büyük grup öfkelerini sloganlarına dökerek kapatılma kararını veren hükümete ve yandaşlarına büyük tepki gösterdi. Bizleri asla bölemeyecekler diyerek kısa bir konuşma yapan Şube Başkanı Adnan UYAR, “1936 yılında kurulan SEKA’daki yöneticiler gelip geçicidir. Burada kalıcı olan bizleriz, asla fabrikamızı terk etmeyeceğiz. Bizleri bölmeye uğraşıyorlar. Bu güne kadar bunu başaramadılar, asla da başaramayacaklardır. Anlamak istemeyenlere bir kez daha sesleniyoruz. SEKA işçisi gecenin bu saatinde buraya gelerek, yapılan bu çirkin toplantıyı protesto etmiş ve toplantıyı yaptırmamıştır. Hala zindeyiz hala ayaktayız ve dimdik duruyoruz. Sabah 8 akşam 5 çalışırsınız fakat gecenin bu saatinde yapacağınız herşeyde karşınızdayız. Bütün işçilerimizle karşınıza dikileceğiz ve bu kararlılığımızı herkese göstereceğiz. Toplantıyı yapamadılar. Arkadaşlar, protestomuz amacına ulaşmıştır. Şimdi asli yerimiz olan fabrikamıza dönüyoruz” diyerek sloganlarla beraber aynı yoldan fabrika içine geri dönüldü.

18-02-2005 tarihinde işçilerin tazminatlarının banka hesaplarına yatırıldığı haberi geldi. Saat 16.00 sularında Polisin müdahale ederek fabrikayı zorla tahliye. edeceği haberi söylendi. Bu haberle birlikte işçiler çok kısa bir zaman içinde mekanik atölyeye kapandılar. Bu sırada mahkeme süreci devam ederken böyle bir hareketin oluşacağı ihtimalinin çok az olduğu düşüncesiyle o an fabrikada bulunan işçi eş ve çocukları derhal fabrika cümle kapısı önünde toplandılar. Polisin böyle bir müdahaleyi yapmaması için her daim bildikleri tek hareket olan diyalog içine girmeye çalıştılar. Fakat güçlü iktidardan kesin emir alan polis kuvvetleri, işçi eş ve çocuklarının yalvarış, yakarışlarına aldırmadan zor kullanarak hatta yarı kimyasal silah (biber gazı) dahi kullanarak fiili müdahaleye başladılar. Hem de kadın ve çocuklardan oluşan, hiçbir bölücü düşünce taşımayan, sadece ekmek mücadelesi için eşinin, babasının yanında olmaya çalışan kadın ve çocuklara !

Müdahale anında çok büyük arbede yaşandı. Çıkan arbedede kadın ve çocuklardan çok sayıda yaralanan, bayılan ve zehirlenenler oldu. Hatta işçilerden birinin mekanik atölyeye ulaşmak için koşarken ayağı, bir diğerinin de el parmakları kırıldı.

Operasyonun tüm hazırlıklarını detaylı olarak planladığı gözlenen polis kuvvetleri, fabrika içinde ve dışında panzerlerle, otobüslerle, yüzlercesiyle adeta bir istila görüntüsü oluşturdular.

Bu olaylar yaşanırken işçiler de mekanik atölyenin tüm kapılarını, girşlerini gerek kaynak yaparak gerekse barikatlarla kapattılar. Mekanik atölyedeki işçiler fabrikalarının, ekmeklerinin, geleceklerinin savunması için gereken tüm önlemleri aldılar.

Tabiri caizse alçakça olarak adlandırılan bu operasyonu haber alan işçi eşleri, çocukları, ana-babaları, akrabaları, tanıdıkları, komşuları kısacası neredeyse tüm İzmit halkı SEKA önüne akın etti. Sayıları 3500 olduğu tahmin edilen polis kuvvetleri gelenleri de engelledi.

İlk anlarda Selüloz-iş sendikası genel başkanı ve şube başkanı derhal Türk-iş ile irtibata geçerek operasyonu haber verip, durdurulması yönünde girişimlere başladılar. Aynı anlarda CHP Kocaeli Milletvekilleri Sefa SİRMEN ve İzzet ÇETİN, vasıfları ve sorumlulukları gereği derhal girişimlerde bulunarak vekil örneğini bazılarına da göstermiş oldular.

İçişleri Bakanından geldiği söylenen talimatla operasyonun durdurulduğu haberi geldi. Güçlü hükümetin emrinde olan polis güçlerinin operasyonu durdurduğu haberi, mekanik atölyeye kapanan işçiler arasında rehavet yaratmamış, itibar görmemiş ve asla da görmeyecektir, işçiler her an her şeye hazırlıklıdırlar.

Yaşanan çağ dışı bu olay, başta İzmit halkı olmak üzere tüm Türkiye’de büyük bir tepki oluşturmuş, işçilerin hareketlerinin tamamen ekmek ve gelecek mücadelesi olduğu, ülkeyi bölücü bir hareketmiş gibi gösterilmeye çalışılıp tavır takınılması da tüm toplumca kınanmıştır.

19 Şubat 2005 tarihinde işçiler Orman Bakanı O. Pepe işçilere vaad ettiği mutlu sonun bu mu olduğuna dair gerçekten okunacak ibretlik cevap yazıp yolladılar.

20 Şubat  2005 İşçiler mekanik atölyede yerleşik düzeni sağladılar ve her an tetiktedirler. İşçi aileleri, yakınları, çoluk çocuk, eşini, babasını destek için işçi yemekhanesindedirler. Her toplumdan oluşan destek artarak devam etmekte, ziyaretlerin ardı arkası kesilmemektedir.

Bu arada görsel basına hükümetin SEKA ‘yı görüştüğü haberi yansıdı. Bu haber üzerine Selüloz-iş sendikası anında cevap verip, hükümetin kendilerinden her hangi bir görüşme talep etmediğini, böyle söylentilerin psikolojik bir rehavet havası estirmekten başka bir şey olmadığını belirttiler.

Aynı gün SEKA Genel Müdürü H. Cantemir’in Kocaeli gazetelerine yaptığı açıklama işçiler arasında çok büyük tepkiyle karşılandı. Açıklamasında; “mekanik atölyeye kapanarak fabrikayı terk etmeyen 587 işçi ve yakınlarının tahliyesi için dava açacağız. İşçilerin ve ailelerinin direnişini mahkeme kararı ile bitireceğiz” diyordu, şu an itibariyle kanunen tek makinası olduğu görülen SEKA’da, Genel Müdürlük dışında hiçbir görevi olmayan (Yönetim Kurulu Başkanlığı bilindiği üzere çift maaşlı İ.Destan’ın elindedir) sn. H. Cantemir

Tabii işçilerden gereken cevabı layıkıyla almayı haketti ve de aldı sn. H. Cantemir. İstanbul'da kurulan Seka İşçileriyle Dayanışma Platformu'nun düzenlemiş olduğu işçilere destek ziyareti bugün de daha yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Başta İstanbul ve Adapazarı olmak üzere çeşitli illerden gelen yaklaşık 2000 kişi Seka İzmit işçilerine destek için fabrika önünde toplandı.

Selüloz İş Genel Sekreteri Halil Bahçeci konuşma yaparak gelenlere teşekkür etti. Ziyaretçilerimiz adına konuşan sözcüler de SEKA direnişinin bir kıvılcım olduğunu dalga dalga Türkiye'yi kapladığını belirterek, desteklerinin devam edeceğini ve her zaman SEKA işçisinin yanında olacaklarını belirttiler. Destek ziyareti sloganlar ve alkışlar ile devam etti.
SEKA İşçileriyle Dayanışma Platformu'nun bugünkü destek ziyaretine gelenler arasında bulunan yazar, sanatçı ve kültür emekçileri, işçilerin arasına katılarak moral verdiler. İşçilerle konuşan, dertleşen ziyaretçilerimiz her zaman işçelerin yanında olduklarını belirttiler. Leman Dergisi'nden Mehmet Çağçağ ve Tuncay Akgün meşhur karakterlerini 'SEKA'yı Destekleyenler Listesi'ne kattılar. Artık Bezgin Bekir ve Timsah ta 'SEKA'lı Dostları' arasında.

21 Şubat 2005 tarihinde Kocaeli Valisi Erdal ATA Selüloz-İş Genel Başkanı Ergin ALŞAN ile İzmit Şube Başkanı Adnan UYAR’ı Valiliğe çağırdı. Makamındaki basına kapalı toplantıya Jandarma İl Komutanı Albay Atilla UĞUR ile, Emniyet Müdür Vekili Nurullah BAHÇE de katıldı.
Toplantı sonrasında Valilik yazılı bir açıklama yaparak, SEKA işçisine müdahale edilmediğini, dışarıdan fabrika ile ilişkisi olmayanların engellenmesine yönelik bir olay olduğunu bildirdi. Açıklamada, "SEKA Genel Müdürlüğü'nce 18 Şubat 2005 tarihinde Özelleştirme Yüksek Kurulu kararının uygulanması sonucunda işçilerin tüm yasal haklarının ödenerek iş akitlerinin feshedilmesinin bildirilmesi sebebiyle doğabilecek eylemlerin önlenmesi, can ve mal güvenliğinin sağlanması için gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması, valiliğimizden yazı ile talep edilmiştir.

Bu amaçla İl Emniyet Müdürlüğü'nce gerekli görevlendirmeler yapılmıştır. Ana giriş kapısında görev ifa edecek olan görevliler, işletme önünde toplanan kalabalığın arasından geçmekte iken kalabalığın içinde bulunan bazı kişilerce işçilerin zor kullanılarak boşaltılacağı şayiası yayılarak işçi aileleri tahrik edilmiş, önde bulunan işçi aileleri emniyet görevlilerine doğru itilmiştir. Kalabalığın gerisinde bulunan bazı kişilerce görevlilere saldırıda bulunulması sırasında kısa süreli izdiham yaşanmıştır. Bu esnada ailelere hiçbir şekilde şiddet kullanılmamış emniyet görevlileri kalkanları ile kendilerini koruyarak kalabalığın içerisinde görev yerlerine gitmişlerdir" denildi.

Toplantı sonrasında SEKA Fabrikası'na gelerek işçilere açıklama yapan Selüloz-İş Sendikası İzmit Şube Başkanı Adnan Uyar, "Sayın valimiz yaşananlardan çok ciddi rahatsızlık duymuştur. Kendisi özür diliyor. Herhangi bir kastın olmadığını söyledi. Biz de, güvenlik güçleri ve yöneticilerimiz ile bir sorunumuzun olmadığını, sorunumuzun siyasi irade ile olduğunu kendisine söyledik. Devletin valisi, güvenlik güçleri, SEKA işçisi ile görüşürken, siyasi irade görüşmüyor. Bizler kararlıyız, çatışma istemiyoruz.

Ekmek mücadelesi veriyoruz. Devletin birliğinin bölünmez bütünlüğüne göz dikenlere karşı her zaman savaşmaya hazırız. Ama biz burada ekmek mücadelesi yapıyoruz. Ekmeğimiz için her türlü mücadeleyi yaparız. Birlik ve bütünlük içerisindeyiz. AK Parti İl Başkanı Fikri Işık ile Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, SEKA meselesini iyi okusunlar. Yoksa üzülürler. Biz üzülmeye alıştık. Koltuklarına yapışıp kalmasınlar. 1998'de bize karşı olanlar şimdi nerede iyi baksınlar" dedi.

Uyar, işçilere Çarşamba günü mahkeme kararına kadar müdahale olmayacağını da söyledi.

SEKA çalışanları mekanik atölye eylemlerini sürdürürken aileler de yemekhanede destek vermeyi sürdürüyor.
22 Şubat 2005 Dün yaşanan yoğun görüşme trafiğinde yaşanan olumlu gelişmeler sonucunda işçiler mahkeme kararını beklemeye başladılar. Kapalı yerde olmanın verdiği stresi atmak için aralarında çeşitli organizasyonlar düzenlediler.

Mekanik atölyeye gelen Berber Bekir Kıroğlu işçilerin saç ve sakal traşı ihtiyaçlarını giderdi. SEKA Kağıtspor'un lisanslı yağlı güreşçilerinden Eyüp Ünlü ve Bülent Gürbüz gösteri karşılaşması yaptılar. Oldukça çekişmeli geçen karşılaşmada Eyüp Ünlü SEKA işçilerini, Bülent Gürbüz ise AKP'yi temsil etti. İşçiler sloganlarla destek verdikleri Eyüp Ünlü'nün karşılaşmayı kazanmasıyla mutlu oldular. Bülent Gürbüz'ün AKP'yi temsil ettiği için mahcubiyetinden yenildiği işçiler arasında konuşuldu.

Aynı zamanda, Türkiye’ye örnek olmaya devam eden SEKA direnişinin kıvılcımları da yayılmaya devam etti. Haber-İş İstanbul 1 No’lu Şube üyesi Telekom işçileri, özelleştirmeye ve taşeronlaştırmaya topyekün mücadele çağrısı yaptı. İşçiler, SEKA ve TEKEL işçileriyle dayanışmak için üretimi bırakma, taşeronlaştırmaya karşı hep birlikte mücadele etme, işyeri komiteleri kurma ve komiteler vasıtasıyla diğer işkollarından işçilerle birlik olma ve bu mücadeleye eş ve çocuklarını da katma gibi pek çok karar aldı. Zeytinburnu Spor Salonu’nda 3 bin kişinin katılımıyla önceki gün gerçekleştirilen etkinlik akşam saatlerine kadar sürdü.

Kamu reformu yasasına, sosyal yıkım yasalarına karşı İstanbul’dan Ankara'ya yürüyüşünü sürdüren Büro Emekçileri Sendikası İzmit’te bir basın açıklaması yaptı ve direnişteki SEKA işçilerini ziyaret etti.

Ankara’da kamu reformuna, sosyal güvenlik reformuna karşı bir eylem yapacak olan BES İstanbul’dan başladıkları yürüyüşe İzmit’te yaptıkları bir basın açıklamasıyla sürdürdüler. Saat 17:00 de Merkez Bankasına gelen BES üyeleri, sendika temsilcileri, çeşitli demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler karşıladılar. Buradan Belediye İş Hanına kadar bir yürüyüş yapan BES üyeleri iş hanı önünde bir basın açıklaması yaptılar.

23 Şubat 2005 İstanbul’da kurulan SEKA İşçileriyle Dayanışma Platformu İstanbul AKP il binası önünde geniş katılımlı bir gösteri düzenledi. Gösteride bir de basın açıklaması yapıldı.

Öte yandan SEKA İzmit’e ziyaretçi akını da devam etti. Türkiye Kamu-Sen e bağlı Türk Sağlık-Sen, Genel Başkan Önder KAHVECİ idaresinde kalabalık bir toplulukla SEKA İzmit İşçilerini desteğe geldiler. Burada konuşmalar yapıp Türkiye’deki emekçilerin SEKA İşçilerini örnek aldığını, tüm emekçilerin bu haklı ve onurlu direnişte yanlarında olduklarını ifade ettiler. Kocaeli Üniversitesi TMMOB ‘a üye öğrenciler SEKA İzmit İşçilerine destek ziyaretine geldi. Öğrenciler belediye işhanından SEKA’ya yürüyerek bir basın açıklaması yaptılar.

Limter-İş Sendikası işyerlerinin kapatılmasına karşı bir ayı aşkındır direnen SEKA işçileriyle dayanışma amaçlı basın açıklaması düzenledi. Tuzla İçmeler Tren İstasyonu'nda bu sabah yapılan eylemde Limter-İş Sendikası Genel Başkanı Cem Dinç bir konuşma yaptı.

İzmir Aliağa PETKİM'de Petrol-İş Sendikası'na üye işçiler, işyerinin önünde yaptıkları eylemle SEKA çalışanlarına destek verdi. Petrol-İş Sendikası Aliağa Şubesi Başkanı İbrahim Doğangül, eylem sırasında yaptığı konuşmada, Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan kamu iktisadi teşekküllerinin birer birer satıldığını belirterek, SEKA işçilerinin onurlu bir direniş ortaya koyduğunu bildirdi. Doğangül ayrıca, “PETKİM ve TÜPRAŞ ‘ta başlayan direnişimiz SEKA ‘da sembolleşmiştir. Her yer SEKA, hepimiz SEKA ’lıyız. Bunun için direnen kardeşlerimizin ziyaretine gidiyoruz. Hepinizi Cumartesi günü İzmit SEKA ‘ya çağırıyoruz.” dedi.

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İzmir Şubesi bugün yazılı bir açıklama yaparak, SEKA’ya destek sundu. ÇHD İzmir Şubesi yaptığı yazılı açıklamada, SEKA’nın başlangıç sermayesi dışında bütün varlıklarını kendi kaynakları ile yaratığını belirtilerek, kurumun bugün zarar ettiği gerekçesi ile satışına karar verilmesinin ise düşündürücü olduğu vurgulandı. Özelleştirmenin kabul edilemeyeceği belirtilen açıklamada, “İşyerlerini terk etmeyerek direnen, işine ekmeğine, sahip çıkan SEKA işçisini destekliyoruz” denildi.

SEKA İzmit İşçileri Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin kararını beklemeye başladılar. Ve karar 17.00 itibariyle geldi. Mahkeme, Selüloz-İş in itirazını Ankara 9. İdare Mahkemesi’nde esastan görüşmek üzere 2 ye 1 oyla reddetti. Bu karar hukuk sürecinin devam ettiği haberiydi.

Eylemin başından beri hukuka güvenerek hareket etmediklerini söyleyen işçiler, hukuki süreçte karar kendi lehlerine de olsa, önemli olanın siyasi iradenin bu kapatma kararını geri almadıkça eylemlerin bitmeyeceğiydi. Dolayısıyla işçiler bu kararla herhangi bir yılgınlığa girmediler. Halen işçiler mekanik atölyede, aileler ise işçi yemekhanesinde.
Akşam saatlarinde 20.00 gibi SEKA işçilerinin önemli bir ziyaretçisi daha oldu. DSP Onursal Başkanı Bülent ECEVİT eşi ve partililerle birlikte SEKA işçilerine destek verdi. Bülent ECEVİT işçilere seslendi ve mücadele çağrısında bulundu.

24 Şubat 2005 Türk-İş Başkanı Salih KILIÇ, Başbakan ile yaklaşık 1,5 saat süren SEKA konulu görüşme yaptı. Görüşmede Türk-İş Başkanlar Kurulu, Orman Bakanı O. PEPE ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU ‘da bulundu. Selüloz-İş Genel Başkanı Ergin ALŞAN görüşmeye katılmadı.

Görüşme sonrasında Türk-İş Başkanı Salih KILIÇ bir açıklama yaptı. Açıklamasında; “Seka konusunda her iki taraf da çalışacak. Hem hükümet kanadı, hem sendika bu konuda durumu gözden geçirecek, yeniden ele alacağız” dedi. KILIÇ, Türk-İş Başkanlar Kurulu ’nun 1 Mart Salı günü İzmit’te toplanacağını da açıkladı. Ayrıca hükümet tarafından 1 Mart’a kadar müdahalede bulunulmayacağını da söyledi. Selüloz-İş Genel Başkanı Ergin AŞLAN ’da Türk-İş Genel Başkanı KILIÇ ile yaptığı görüşmenin ardından şunları söyledi: “Hükümet, SEKA ’nın kapatılması konusunda geri adım atmamış. İşçilerin bir bölümünün Silifke’ye gönderilmesinden, bir bölümünün Büyükşehir’e alınmasından, bir kısmının 4c kapsamında değerlendirilmesinden söz edilmiş. Bunlar kabul edilemez. SEKA işçisi de, biz de kabul etmeyiz. Bu koşullarda eylem devam edecek” dedi.

Görüşmeye katılan O. PEPE ise açıklamasında; “1.5 saat görüştük. Ağırlıklı konu SEKA konusuydu. Türk-İş’e iletilen teklif, SEKA konusunda hükümetin son teklifidir. Türkiye’de işçiler için yapılmış en önemli tekliftir” dedi ?...

Görüşme sonucunun TV lerden de öğrenilmesinin ardından İzmit ‘te ise Şube Başkanı Adnan UYAR işçileri yemekhaneye toplayarak bir konuşma yaptı. UYAR konuşmasında; “Hükümetin işçiler için, bir kısmı belediyeye, bir kısmı Silifke’ye bir kısmı da 4c ye diye bir teklifte bulunduğunu, 37. günündeki eylemin başında da 4c nin olduğu, tekrar bundan bahsetmenin hakaret olduğunu, Türkiye’nin bu meseleye bu kadar odaklanmasının sebebinin işçiler olmadığını, hükümeti oraya getirenin halk yani kendilerinin olduğunu, devlet adamlığının ciddiyet istediğini, kimsenin işçinin psikolojisi ile oynamaya hakkının olmadığını, 1 Mart’a kadar her iki tarafın da süresi ve zamanı olduğunu, çalışanların isteğine göre karar verilmediği sürece eylemlerin büyüyerek devam edeceğini, 1 Mart’ın Başbakan, O.PEPE ve F.IŞIK için hala bir şans olduğunu, ta ki çalışanlar mutlu oluncaya kadar bu kavganın devam edeceğini” söyledi.

25 Şubat 2005 İstanbul ve Zonguldak'tan Üniversite Öğrencileri yaklaşık 100 kişilik bir gurup halinde SEKA İzmit önüne geldiler. Öğrenciler SEKA İşçilerine destek için geldiklerini söyleyip bir de basın açıklaması yaptılar.

Başkanlar Ankara'da. Selüloz-İş Genel Başkanı Ergin ALŞAN ve İzmit Şube Başkanı Adnan UYAR, Türk-İş 'in Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat BAŞESGİOĞLU ile yapacağı görüşmeye katılmak için Ankara'ya gittiler. Bu arada ALŞAN yaptığı açıklamada Başbakan Recep T. Erdoğan'ın açıklamalarına tepki gösterdi. SEKA işçisine 1 Mart'a kadar süre tanıyan Başbakan'a, "Süre falan tanımıyoruz" şeklinde yanıt veren ALŞAN, "Başbakan önceki gün Türk-İş yöneticileriyle yaptığı görüşmede, aylardır tekrar ettikleri önerileri bir kez daha gündeme getirdi" dedi.

Hükümetin "işçilere iş" önerisini asla kabul etmeyeceklerini kaydeden Alşan, "Biz ne Silifke'de, ne belediyede ne de bir başka kuruluşta çalışmak istemiyoruz. Bizim SEKA'nın çalışması dışında bir pazarlığımız yok. Süre müre de tanımıyoruz. Bölge İdare Mahkemesi'nin gerekçeli kararını aldıktan sonra Danıştay'a başvuruyoruz" diye konuştu. Alşan, 1 Mart'a kadar bazı bakan ve milletvekillerinin SEKA'da yapacağı incelemeyle ilgili olarak da, "Eğer SEKA'nın çalışması konusunda bizimle hemfikirlerse buyursun gelsinler, yoksa SEKA'ya giremezler" diye konuştu.

Bu arada yerel basında "SEKA bitti, ama nasıl bitecek" başlıklı haberlere istinaden, Selüloz-İş vekili Av. Murat ÖZVERİ 'den bir "düzeltme notu" gönderildi. Selüloz-İş Sendikası ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı arasındaki "SEKA davasının hukuki prosedürü"ne ilişkin olarak, "kamuoyunu bilgilendirme" gereğini duyan Av. Murat ÖZVERİ 'nin açıklaması şöyle:
"Ankara 9. İdare Mahkemesi açmış olduğumuz davayı reddetmemiştir. Reddedilen yürütmeyi durdurma kararını kabul etmeyen 9. İdare Mahkemesi kararının kaldırılması için Ankara Bölge İdare Mahkemesine yapmış olduğumuz başvurudur. Dava bu aşamadan sonra Ankara 9. İdare Mahkemesinde esastan görüşülecek esastan verilen karar ise aleyhine olan tarafça Danıştay 'a götürülecektir. Dolayısıyla hukuki süreç bitmemiş aksine davanın esası açısından yeni başlamıştır."

26 Şubat 2005 SEKA İzmit'te destek ziyaretleri erken saatlerde başladı. Saat 10:00 da Saadet Partisi Genel Başkan Vekili Recai Kutan yanında Osman Yumakoğulları, Saadet Paritisi İl Başkanı Birol Aydın, İlçe Başkanı Sinan Üner ve partililerle birlikte SEKA İzmit'e geldi. Yoğun bir ilgiyle karşılanan Recai Kutan işçilere bir konuşma yaptı. Konuşmasında SEKA'nın kapatılmaması gerektiğini vurgulayan Kutan SEKA'nın bu haliyle 1996 ve 1997 yıllarında kâr yaptığını hatırlatarak "Bu şekilde özelleştirme olmaz. Burada 800 dönüm arazi var. Üretim yapılan alan 200 dönüm. Atıl vaziyetteki 600 dönüm yer satılarak yatırım için gereken para sağlanabilir. Yatırım yapılarak SEKA tekrar kâr yapan bir işletme haline getirilebilir." şeklinde konuştu. Recai Kutan konuşmasının ardından 4. Kağıt işletmesine giderek incelemelerde bulundu.

Saadet Partisi heyetinden hemen sonra İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in SEKA İşçilerine ikinci ziyareti gerçekleşti. SEKA'nın kapatılmaması için elinden geleni yapacağını söyleyen Perinçek, "Bana ihtiyacınız olduğu anda haber verin, hemen geleyim." sözü işçilerin yoğun alkışlarıyla cevap buldu.

MED Yapım yöneticilerinden Armağan Çağlayan ve Kocaeli Gazetesi yazarlarından Mustafa Küpçü Seka'lı işçi ve ailelerini ziyaret ederek destek verdi. Yemekhanede karşılanan ziyaretçilerimiz daha sonra işçilerin kapandığı Mekanik Atölyeyi gezerek bilgi aldılar.

Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkezi Yöneticileri işçilere destek ziyaretinde bulundu. Atatürkçü Düşünce Derneği'nin yaptığı basın açıklamasında;

"SEKA'yı savunmak Atatürkçülüğü savunmaktır. SEKA Kemalist aydınlanma devrimi ve Atatürkçü düşünce sisteminin tam bağımsızlık ilkesinin başlıca ekonomik kalelerinden biridir. Kurtuluş savaşından sonra iç ve dış hıyanet erbabının yıllarca oluşturduğu tahribatla uğraşılmıştır. Yıllarca düyun-u umumiye yönetimi altında yaşamış bozuk bir ekonomik yapı ancak Kemalist bir devrimle kendine gelmiştir. SEKA uygarlığın başlıca araçlarından biri olan kağıt üretimi ile onurlu bir tarih yaşamıştır. Fakat IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret örgütünün oluşturdukları AB-ABD ikilisi SEKA'yı da yutma hedefine almıştır. Bu hedef şimdi gerçekleştirilmiştir. SEKA özelleştirme talanına kurban edilmiştir. SEKA ulusal olmayan sermaye çevrelerine peşkeş çekilmektedir. SEKA Cumhuriyet kazanımlarına karşıt ellerin hünerleriyle ortadan kaldırılmak istenmektedir. Biz Kemalistler SEKA işçisinin yanındayız. Onlar emperyalizme karşı savaş veren yiğitlerdir. Emekçilerin örnek teşkil edecek onurunu yansıtmaktadırlar. SEKA KAPATILAMAZ" denildi


Gün içerisinde İstanbul’dan Eğitim-Sen 3 ve 5 no.lu Şubelerinden ziyaretçiler geldi.

Akşam saatlerinde CHP Kocaeli Kadın Kolları SEKA'lı işçileri ziyaret etti. Ziyaretçilerimiz yanlarında getirdiği kumanyaları işçilere ve ailelerine dağıttılar.

Akşam Saat 19:30'da 750 kişilik Ege Bölgesi çalışanları Seka İzmit'lilerin yanındaydı. Ege bölgesinde bulunan Maden-iş, Harb-iş, Petrol-İş, Tez Koop-İş ve Yol-İş sendikalarına bağlı işçilerin destek ziyaretleri SEKA'lıları sevindirdi. Yapılan konuşmalarda SEKA'nın ve SEKA'lının yalnız olmadığını vurguladılar ve her zaman desteklerini sürdüreceklerini belittiler.

Saat 23:30'da ise Yurt Partisi Genel Başkanı Saadettin Tantan Mekanik Atölyesindeydi. İşçilerin sevgi gösrerileriyle karşılanan Tantan kısa bir konuşma yaptı. Tantan Seka'nın bir kültür oluşturduğunu belirterek "SEKA kültür oluşturmuştur. Kocaeli SEKA ile oluşmuştur. Türkiye'nin her tarafında SEKA'dan yetişen insanlar kalifiye eleman olarak Türkiye'ye hizmet etmektedirler. " şeklinde sözlerine devam etti. "Her zaman yanınızdayım. Gerekirse burada sizinle kalmaya hazırım" diyen Tantan'a işçiler sloganlarla teşekkür ettiler.

Seka dayanışma platformu girişimi, 26/2/2005 tarihinde Cevizli Tekel işçilerine destek ziyareti gerçekleştirdi. Sabah saat 10.30'da toplanan girişim üyeleri, saat 12.00'de Tekel Cevizli fabrikası önünde eylem yapan işçiler ile buluştu. Oldukça coşkulu yaklaşık 1000 kişilik bir işçi kitlesinin alkışları ile karşılandılar.

Eylemde işçiler "Direne direne kazanacağız", "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz", "iş yoksa, ekmek yoksa, barışta yok", "Seka kıvılcım tekel ateş", "Yaşasın Sınıf Dayanışması" sloganlarını ağırlıklı olarak attılar. Platformun pankartları eylemin başından sonuna kadar alandaki yerini korudu, ve işçilerin ilgisi ile karşılandı. Tüm işçilerin ortak düşüncesi SEKA direnişinin sınıfı ateşlediği ve direnişin her ne pahasına olursa olsun sürdürülmemesi gerekliliğiydi.
27 Şubat 2005 Seka İzmit işçilerine destek amacıyla İstanbul'da bir etkinlik başlıyor. İstanbul Beyoğlu'ndaki YAPI Sanatevinde yapılacak etkinlikte SEKA Belgeseli ve SEKA'lıların çocuklarının yaptığı resimler sergilenecek. Hergün saat 15:00' te Söyleşi yapılacak. YAPI Sanatevi'nin adresi: İstiklal Caddesi Rumeli İşhanı C Blok Kat:3 No:35 BEYOĞLU/İSTANBUL Sergiler ve söyleşiler 27 Şubat - 16 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

SEKA işçilerinin fabrikaya kapandıkları 40. gün, İstanbul'dan SEKA'ya destek amaçlı bir kepenk kapatma haberi geldi. İstanbul'un bazı mahallelerinde yaşayan esnaflar 5 saatlik kepenk kapatma eylemi hazırlığında. Gazi, Okmeydanı, Alibeyköy, Nurtepe ve 1 Mayıs Mahalleleri esnafı yüzde yüz katılımla "SEKA KAPATILAMAZ" adına 5 saat dükkanlarını açmayacaklarını bildirdiler.
 
Destek ziyaretleri devam ediyor. Öğle saatlerinde İstanbul İETT çalışanlarından bir gurup SEKA İzmit İşçilerine destek ziyaretine geldiler.

Gurup Yorum tekrar aramızda. Daha önceden de direniş boyunca çeşitli zamanlarda SEKA İzmit İşçisini desteğe gelen Gurup Yorum tekrar SEKA İşçileriyle birlikte olmak için SEKA İzmit’e geldiler. Bu kez de mini bir konser veren Gurup Yorum morallerin yüksek tutulmasına bir kez daha katkıda bulunmuş oldu(Tekrar teşekkürler Gurup Yorum). Mini konserden sonra işçilerin kaldığı mekanik atölyeyi de ziyaret eden Gurup Yorum, Direniş Bilgi İşlem Merkezini de ziyaret etti.

Grup Yorumdan sonra İşçi yemekhanesine gelen ODTU Mezunları Derneği THBT (Türk Halk Bilimleri Topluluğu)de işçi ailelerine mini bir konser vererek moral oldular.

Günün en ilginç ve sürpriz gelişmesi, yeni atanan Kocaeli Emniyet Müdürü Hüseyin NAMAL ‘ın SEKA İzmit’i ziyareti oldu. Beraberinde Terörden Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Nurullah BAHÇE, Güvenlik Şube Müdürü Alaattin AKMAN ve İstihbarat Şube Müdürü Hüseyin ÖZBİLGİN ile birlikte gelen Kocaeli Emniyet Müdürü Hüseyin NAMAL’ın bir anlamda Türkiye gündeminin başlarında yer alan SEKA İzmit ve işçilerini hem ziyaret etmek hem de tanışmak amacıyla geldiği söylendi. Ziyareti sırasında Selüloz-İş Genel sekreteri Halil BAHÇECİ ve Selüloz-İş İzmit Şube Başkanı Adnan UYAR la birlikte dolaşan Hüseyin NAMAL, işçilerle tanışıp ilk ağızlardan bilgi edinmiş oldu. Hüseyin NAMAL ‘ın ziyareti sırasında işçilerle birlikte oturup çay içerek sohbet etmesi, eylemin en hoş anlarından biri olarak değerlendirildi.

Akşam saatlerinde ise İzmit Atatürk Kapalı Spor Salonu'nda Ülküm İşçiler Derneği'nin düzenlediği Dayanışma Gecesi SEKA'ya destek gecesi'ne dönüştü. SEKA'lı işçilerin katılımıyla sloganlar atıldı. Ülküm İşçiler Derneği Genel Başkanı Refik Üstün ve Selüloz İş Genel Başkanı Ergin Alşan birer konuşma yaptı. Sanatçı Ahmet Şafak'ın konseriyle sona erdi.

Toplantıdan sonra Kocaeli Eski MHP milletvekilleri Cumali Durmuş ve Kemal Köse, MHP Kocaeli il başkanı Ahmet Tağ, MHP Kocaeli ilçe Başkanı Derya Dillioğlu, Ülküm İşçiler Derneği Genel Başkanı Refik Üstün ve Sanatçı Ahmet Şafak işçilerin bulunduğu Mekanik Atölye'ye işçileri ziyaret için geldiler.
Ahmet Şafak ve Ülküm İşçiler Derneği Genel Başkanı Refik Üstün işçilere birer konuşma yaptı. Refik Üstün konuşmasında "Özelleştirmenin amacı fabrikaları kapatmak değil, daha rantabl hale getirmek olmalıdır... SEKA milli bir kurumdur. Atatürk'ün emri ile kurulan bir kurumdur. Başbakan burasını park yapıp halk elektriğini atacakmış. Peki burada çalışıp ta işsiz kalanlar elekriğini nasıl atacak?" dedi. Üstün "Emeğe saygı duymayan insana saygı duymaz. Sizin içinde bulunduğunuz mücadele bizim mücadelemizdir." diyerek sözlerini tamamladı.

28 Şubat 2005 İstanbul'daki Türk-İş'e bağlı 29 sendika şubesi Seka İzmit İşçileri Direniş Bilgi İşlem Merkezi’ne bir mail gönderdiler. Mailde şubelerin Türk-iş'ten istekleri belirtilmiş. TÜRK-İŞ BAŞKANLAR KURULUNA; Biz aşağıda imzası bulunan Türk-İş’e bağlı Sendikaların Şubeleri olarak Türk-İş Başkanlar Kurulu’nun 1 Mart 2005 tarihinde İzmit’te yapılmasını doğru buluyor ve destekliyoruz. Sermaye ve AKP Hükümeti’nin bugüne kadar gerçekleştirdiği özelleştirme saldırılarına en iyi cevabı SEKA işçisi 40 gündür direnerek vermektedir. SEKA isçisi, işçi sınıfının kazanım elde etmesi için nasıl bir mücadele verilmesi gerektiğini bir kez daha kanıtlamıştır. Bizlere düşen SEKA işçilerine ve direnişlerine sahip çıkmaktır. Türkiye’nin her yerinden işçi ve emekçilerin, aydınların, öğrencilerin gözü, umudu SEKA’dadır. SEKA’da elde edilecek bir başarı, Hükümetin TEKEL, TELEKOM, THY, TÜPRAŞ ve DENİZCİLİK IŞLETMELERİ ŞEHİR HATLARI’nın özelleştirme hedefine cevap olacaktır.Ve SEKA’da elde edilecek bir başarı artık toplumun gözünde inanılırlığını yitirmiş sendikalarımızın yeniden güven kazanmasını, güçlenmesini ve Türkiye İşçi sınıfının mücadeleye inancını arttıracak ve moral sağlayacaktır. Türk-İş Başkanlar Kurulu’ndan taleplerimiz başta SEKA olmak üzere, TEKEL, TELEKOM, THY, TÜPRAŞ ve DENİZCİLİK İŞLETMELERİ ŞEHİR HATLARI İŞÇİLERİNİN İSTEKLERİ DOĞRULTUSUNDA KARAR ALINMASIDIR. Ayrıca Türk-İş Başkanlar Kurulundan, bundan sonraki süreçte de genel olarak özelleştirme saldırılarını durduracak kararlar alınmasını bekliyoruz. o Yol-İş İstanbul 1 No’lu Şube o Tekgıda-İş Sendikası 7 No’lu Şube o Deri-İş Tuzla Şube o Tekgıda-İş Sendikası 8 No’lu Şube o Haber-İş İstanbul 1 No’lu Şube o Tekgıda-İş Sendikası 10 No’lu Şube o Harb-İş İstanbul Şube o Tekgıda-İş Sendikası 11 No’lu Şube o Kristal-İş İstanbul Şube o Liman-İş İstanbul Şube o Petrol-İş İstanbul 1 No’lu Şube o Petrol-İş Anadolu Şube o Teksif Bakırköy Şube o Tez-Koop-İş Sendikası İstanbul 1 No’lu Şube o Tez-Koop-İş Sendikası İstanbul 2 No’lu Şube o Tez-Koop-İş Sendikası İstanbul 4 No’lu Şube o Tümtis İstanbul Şube o Yol-İş İstanbul 2 No’lu Şube o Belediye-İş İstanbul 1 No’lu Şube o Belediye-İş İstanbul 2 No’lu Şube o Belediye-İş İstanbul 3 No’lu Şube o Belediye-İş Beyoğlu Şube o Belediye-İş IETT Şube o Belediye-İş İtfaiye Şube o Türk Metal Sendikası İstanbul Şube o Basın-İş İstanbul Şube o Sağlık İş Kadıköy Şube o Haber İş Sendikası Anadolu Yakası Şube o Tekgıda-İş Sendikası Marmara ve Trakya Bölge Şube o Tekgıda-İş Sendikası 2 No’lu Şube o Tekgıda-İş Sendikası 3 No’lu Şube o Tekgıda-İş Sendikası 4 No’lu Şube o Tekgıda-İş Sendikası 5 No’lu Şube
Dünden bugüne SEKA direnişi[2]
SEKA İzmit İşletmesi 1936 yılında üretime geçmiş, Cumhuriyetin sanayileşme sembollerinden birisi olmuştur. SEKA’nın kuruluşuna karşı çıkanlar kağıt üretimini Ülkenin kaldıramayacağını, bu işletmelerin yaşamayacağını, ithal kağıdın daha ucuz olduğunu söylemişlerdir Bu gün SEKA’yı kapatanlar SEKA İzmit İşletmesinin kapatılma gerekçelerinden birisi olarak “1996 yılında Türkiye'nin AB ülkeleriyle Gümrük Birliğine girmesi sonucu ithalat kolaylaşmış. SEKA'nın yüksek üretim maliyetlerinden kaynaklanan güçlükleri iyice artarak çözümsüz hale gelmiştir” diye bilmişlerdir.
SEKA’nın kurban edildiği özelleştirme politikalarını bu yazıda tartışmak istemiyorum. Daha açıkçası canım yanıyor, acı duyuyorum. Duyduğum acının nedenlerini, SEKA işçisiyle 15 yıl yaşadığım serüveni anlatmak istiyorum. Dolayısıyla bu yazı bir iç dökmedir. Örnektir. Kendi yaşadıklarımın dışında referans kaynağı yoktur.
I-SEKA İşçisi ile tanışma:
SEKA’nın kurulduğu 1935 yılından 1988 yılına kadar SEKA’yı Türkiye’de iyi kötü herkes bilirdi de, SEKA işçisini pek bilmezlerdi. 1988 yılına kadar SEKA işçisi Grev yapmamış, hemen hiçbir işçi eylemine aktif bir katılım sağlamamış, evinden işine, işinden evine gitmiş, genellikle sağ partilere oy vermiş, muhafazakar bir işçi profili çizmiştir.
Sendika yönetimi de 1989 yılına kadar işçinin genel eğilimi doğrultusunda oluşmuştur. 1988 SEKA Grevi SEKA ve Kağıt Sanayi açısından da işçiler ve sendika açısından da dönüm noktası olmuştur.
Türkiye SEKA işçisini 1988 greviyle tanımıştır. Benim ilk tanışmamda SEKA Greviyle olmuştur. Anımsarsanız 12 Eylül sonrasında çıkartılan 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasasına sendikaların ilk tepkisi “bu yasalarla Grev yapılamaz.” Şeklinde olmuş, SEKA işçisi ise bu yargıyı tersine çevirip bu Yasalarla da Grev yapılabileceğini, hak aranabileceğini ortaya koymuştur.
1988 Grevine SEKA işçisi devrin Başbakanı Özal tarafından adeta zorlanmıştır. Sendikanın hiçbir uzlaşma önerisi kabul edilmemiş, kağıt stokçularının, ithalatçıların atak yapıp, SEKA’nın pazar payının düşürülmesi için grevi kullanmışlardır.
SEKA işçisi, Grevin hemen her günü, fabrikada beklememiş, yürüyüşler yaparak, protesto eylemleri gerçekleştirerek ve hiç para yardımı almaksızın 133 gün direnmiştir.
Grev sonrası imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin hemen ardından, Grevi ve direnişi örgütleyen İzmit Şube Yönetimi, Sendika Genel Kurulunda seçimleri de kazanarak 16-17 Aralık 1989 tarihinde yönetime gelmiştir.
133 günlük Grev SEKA açısından da dönüm noktasıdır. Grev süresince Kağıt ve Kağıt ürünlerinin tamamının ithalatında sıfır gümrük uygulanmış, özellikle yazı tabında yaşanan kalite farkı, kağıt sektörünün büyük bir darbe yemesine neden olmuştur.
II-SEKA işçisinin duyulmak istenmeyen feryadı:
SEKA İzmit İşletmesinin kapatılması tartışmalarında 51 gün süren direniş süresince kapatmayı savunanlar sürekli olarak iki noktanın üzerinde durmuşlardır. Birincisi SEKA’nın teknolojisinin eski olması ve kötü yönetimi, ikincisi ise, yıllar boyunca işçilerin ve sendikanın, SEKA’nın sorunlarına duyarsız kaldığı, SEKA İzmit İşletmesinin bu hale getirilmesinde işçilerin ve sendikanın da suçlu olduğu iddialarıydı.
Bu sözler o denli sık tekrarlanmıştır ki, 1990 yılından beri süreci SEKA işçisiyle birlikte yaşamış olmama karşın zaman zaman ben bile kuşkuya düşmüşümdür.
“Hafıza-ı beşer nisyanla maluldür” derler. Doğrudur. Çok çabuk unutuyor, ya da unutturuluyoruz. Bu nedenle arşive dönmek SEKA işçisinin duyulmayan feryatlarının bir özetini kronolojik olarak ortaya koymak zorunluluk haline gelmiştir.
1-1988 grevinin SEKA’yı batırmak için işçilere karşın yürütüldüğü rakamlarla ortaya konulmuştur.
SEKA işçisi greve çıkmak istememiş, Grev öncesi içerisine itildiği yoksullaşmayı anlatarak o günün koşullarında oldukça mütevazı bir zam talep etmiştir. Yönetim ise hiçbir öneriyi görüşmemiş, SEKA işçisini yok saymıştır.
Gerçekten de;1988 Grevinde işçinin talep ettiği, 90 Milyar/Yıl’dır. Grevde geçen 133 günde 1988 fiyatlarına dayalı üretim kaybı yaklaşık 133 Milyar TL., Grev nedeniyle uğranılan Pazar kaybı % 40 olmuş, Grev döneminde 104.268 Ton ithalatla karşılanmıştır. Sadece bu rakamlar dahi SEKA için oynan tezgahları ortaya koymaya yetmektedir. Yukarıda belirtmiş olduğumuz gibi gümrük duvarların kaldırılması oyunu da devreye girince manzara tamamlanmıştır. 1988 grevinin iflasın eşiğinde olan TOPRAK holdingi adeta küllerinden yeniden yarattığı Kağıt sektöründe çok sık söylenen malumun ilanıdır.
2-Devlet planlama teşkilatının DPT VIII Beş Yıllık Kalkınma Planı Özel ihtisas Komisyonu Raporunda yapmış olduğu tespiti, SEKA işçisi 1990 Mayısında yapıp yetkilileri göreve çağırmıştır.
Kağıt Sektöründe kamu olmaksızın sadece özel sektörle ulusal kağıt sanayinin ayakta kalamayacağı DPT VIII Beş Yıllık Kalkınma Planı Özel ihtisas Komisyonu Raporunda da belirtilmiştir.
DPT VIII Beş Yıllık Kalkınma Planı özel ihtisas kurulu raporuna göre kağıt sanayinde özel sektöre verilen teşvikler amacına uygun kullanılamamıştır.
Rapora göre: “Bugüne değin teşviklerle alınan makineler çoğunlukla Avrupa’nın ölçek ve standartları ile teknolojisi ekonomik olmayan ikinci el makineleri olmuştur. Gümrük ve fonlarla “kendine yeterli olma” politikaları, yatırım maliyetini düşüren ikinci el makinelerin özel sektör tarafından alınmasını teşvik etmiştir.
Aynı rapora göre kağıt sanayinin uluslar arası rekabete karşı koyabilmesi için: “Türk ağıt Sanayisi’nin uluslar arası rekabetinin ancak teknolojik düzeyinin yükseltilmesiyle gerçekleşebileceği, bu bağlamda öncelikle mevcut kağıt makinelerinin modernizasyonuyla birlikte modern teknolojiye sahip makinelerin ithalatının özendirilmesi, ölçek ve standartları itibariyle ekonomik olmayan ikinci el makinelerin ithalinin önlenmesi gerekmektedir.”
Sendika ise 1990 mayısında “. Tüm dünyada kapasiteli makinelere doğru bir yöneliş varken aynı dönem içinde yurdumuzdaki yeni tesis sayısının artmasına mukabil kapasite artışının çok cılız kalmasının tek nedeni ülkemize son yıllarda kurulmuş bulunan kağıt fabrikalarındaki makinelerin, Avrupa’da rekabet şansları kalmadığı için sökülmüş olan eski makineleri ithal etmek suretiyle temin edilmesinden kaynaklanmaktadır.”[3]
Bu gün Özelleştirme İdaresi,   Türkiye’de kağıt – karton gereksiniminin % 45-47’sinin ithalatla karşılanmasını, SEKA ‘nın pazar payının % 3 ‘lere “düşürülmüş” olmasını SEKA ‘nın kapatılmasına gerekçe olarak göstermektedir.
Bir kamu kuruluşunda beklenen her şeyden önce ithalatın artmasından endişe duyması ithalatı azaltacak öneriler üzerinde yoğunlaşmasıdır. İthalatın iç tüketimin % 45, 47 ‘sini karşılayacak hale gelmesi, ülkemizde kişi başına kağıt – karton tüketiminin Avrupa Birliğinin altıda biri, Yunanistan’ın üçte biri düzeyinde olduğu, talebin sürekli yükseldiği de düşünüldüğünde kelimenin tam anlamıyla ürkütücüdür.
Özelleştirme idaresi bu gün ithalatı bir marifetmiş gibi sunup SEKA’nın kapatılmasına gerekçe olarak gösterirken Kağıt işçisi SEKA’lı Türkiye’nin bir ithalat cennetine dönüştürülmek istendiğini  ithalatın olumsuzluklarını, üretimin kaliteye yönlendirilmesi gerektiğini 1990 yılında adeta haykırmıştır. Sendikanın 1990 yılında dergisinde “uyarıyoruz” başlığı ile yayınlamış olduğu rapora göre; “İthalat olayı doğal bir şekilde ele alındığı takdirde, ilk bakışta basit bir döviz hovardalığı şeklinde görülebilir. Ancak bizim burada belirtmek istediğimiz husus: Ülkemiz Kağıt ve Karton sektörünün yıllarca altından kalkamayacağı bir darbe yemiş bulunduğu ve salt bu nedenle ülkemiz ekonomisinin gelecekte baş edemeyeceği bir maceraya sürüklenmiş olduğudur.
Yöneticiliği üretim miktarlarını artırmak şeklinde kabul eden bir zihniyetin elinde bulunan SEKA, son yıllarda kalitesini bozmuş olması nedeniyle zaten serbest piyasada son tercih durumundaydı. Bugün ise apar topar çıkmış olduğu Grev nedeniyle serbest piyasadaki en önemli müşterilerini çok zor durumda bırakmış olması yüzünden prestijini yitirmiş durumdadır.”[4]
3-SEKA İzmit İşletmesine Yatırım Yapılması Gerektiğini 1990 Yılında Resmi Raporlara Dayanarak Ortaya Koyan Sendikaya Kapatırız Yanıtı Verilmiştir.
1990 TİS görüşmeleri başlamadan önce Sendika Tüm SEKA’larda eskiyen teknolojilerin yaratmış olduğu verim kayıpları ve taşıdığı risklere dikkati çekebilmek için İSGÜM ve Çalışma Bakanlığına Başvurarak durum tespiti yapılmasını istemiştir. SEKA İzmit işletmesinde yapılan incelemeler sonucu iş hazırlanan rapordan çok kısa bir bölümünü aynen alıntılıyorum. Rapora göre SEKA İzmit işletmesinde;  “Yük asansörlerinin kontrolleri yapılmamış ve asansörlerin bir kısmı güvenli değil. Kaldırma makinelerinin periyodik kontrol kartları yok. İşyeri binalarının genelinde camlar kırık, bazı bölümlerde çatılar akmakta, kanal üzerinde ızgaralar bulunmamakta, zeminde su birikintileri oluşmakta. Selüloz kısmı SO2 üretim ünitesinde yüksek oranda gaz kaçağı var, buna karşın ölçü cihazı yok. İşyerinin değişik ünitelerinde bulunan yangın merdivenleri çürümüş olup, tehlike arz ediyor. 1,2,3,5. kağıt fabrikalarında kopan kağıtlar makineye el ile veriliyor. Bu işler yapılırken, işçilerin her an büyük tamburlar arasına ellerini kaptırma ihtimali bulunuyor.”[5]  
Bu rapora karşı SEKA’nın yönetim kurulunun ve devrin ,iktidarının  tepkisi SEKA’yı kapatırız olmuştur. İlginç ve çarpıcı olanı, Sendika hiç değilse yapılan yamalardan oku görünmez hale gelmiş, sık sık fırlayıp işçilerin suratını dağıtan bir römork’un okununun değiştirilmesini istediğinde SEKA yöneticilerinin tasarruf tedbirlerini gerekçe göstererek römorkun okunu dahi değiştirmekten kaçınmalarıdır. Bunun üzerine Sendika kaza geçiren bir işçi üzerinden dava açmış, SEKA bırakın römork’un okunu o günün parasıyla 50 römork alınacak bir tazminat ödemek zorunda kalmıştır.  Yaşanan bu gelişmeler üzerine Sendika  SEKA kötü yönetiliyor diye bir açıklama yapmak zorunda kalmıştır. Açıklamada SEKA KÖTÜ YÖNETİLİYOR denildikten sonra;
“Kısaca işçi ne zaman hak isterse çok ilginçtir, işletme, işyeri neresi olursa olsun kapanıyor. Sorumlu gösterilmeye çalışılan ise işçiler.
Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde açıkça ifade ettik. Kamu oyuna, yetkililere, raporlar sunduk. SEKA’daki temel sorun YÖNETİM HATALARIDIR! Bu hataların başında SEKA yöneticilerinin 1930’larda kalan, artık çağ dışılığı nedeniyle terk edilen yönetim anlayışları gelmektedir. Bu hataları gidermenin mümkün olduğunu, iş güvencesinin, yeterli ücret ve sosyal güvenceler temelinde iş motivizasyonunun yapılması ile verimliliğin artacağını bilimsel araştırmaların ışığında muhataplarımıza anlatmaya çalıştık. Kendilerinin de inkar edemedikleri bu gerçekler karşısında söyledikleri “bugüne kadar var olan yönetim anlayışını sürdürmekte kararlıyız.” Olmuştur” Sözleriyle  yönetim hatalarına dikkat çekilmeye çalışılmıştır.
4-Özelleştirme İdaresi 2004 yılında SEKA zarar ediyor kapatılmalı, Dünya Bankası 2000 tarihli raporunda özelleştirmenin gerçekleştirilmesi için işçinin desteğini satın almak gerekir derken Selüloz İş sendikasının 1992 tarihinde yapılan Genel Kurulunda 13 yıl öncesinden üretilen bahaneler teşhir edilmiştir.
Dünya Bankası 2000 yılında yayınlamış olduğu raporunda sorunlu bir işletmeyi “İşçileri güçlü bir sendikada örgütlü olan ve mülkiyeti Devlete ait bir işletme olarak” tanımlamış, özelleştirmenin sorunsuz yaşanabilmesi içinde işçilerin desteğinin satın alınmasını önermiştir. Dünya bankasına göre işçiler ve onların örgütleri olan Sendikaların özelleştirmeye karşı çıkmalarının temel nedeni gelecek kaygılarının giderilmemiş olmasıdır. Bu kaygının giderilebilmesi için Dünya Bankası işçilerin desteğinin özelleştirme tazminatlarıyla satın alınmasını, bu tazminatların sendikaların direnme gücüne göre işçilerin 3 yıllık ücretleri tutarı kadar ödenmesini önermektedir.
Bu gün netleşen bu olgular 1992 tarihinde yapılan Sendika Genel Kurulunda ÖZELLEŞTİRMEYE YÖNELİK yapılan ilk tespitle ortaya konulmuştur. Bölümler halinde alıntılandırıyorum.
“Kamuoyunda, basında, sürekli olarak devletin küçültülmesi ana fikri çerçevesinde KİT’lerin özelleştirilmesi, işçilerin fedakarlık yapmaları gerektiği fikri işleniyor. Basında hemen hemen her gün KİT’lerin özelleştirilmesine ilişkin haberler çıkıyor. Artık öyle bir hava estirilmiş durumdaki adeta KİT’lerin özelleştirilmesi konusunda herkes hem fikir, büyük bir sabırsızlıkla bu işin ne zaman ve nasıl olacağı tartışılıyor. KİT’lerin özelleştirilmesi, topluma tüm kötülükleri ortadan kaldıracak bir sihirli ilaç gibi sunuluyor. KİT’lerin özelleştirilmesi gerekliliğini savunanlar, çok ilginç bir yaklaşımla, KİT’lerde çalışan yüz binlerce işçinin geleceği gündeme geldiğinde sorunu hiç saklamadan, sadece işten atılacak işçilerin siyasal iktidara karşı bir tepki yaratacağı kaygısından yaklaşıp, bu tepkiyi eritecek, kısa vadeli yüzeysel önlemler önererek KİT’lerin özelleştirilmesinde Hükümeti cesaretlendirmeye çalışıyorlar. Hiç kimse işini kaybetmeden binlerce işçinin geleceğinin ne olacağını, artan işsizliğin getireceği toplumsal sorunları görmek bile istemiyor, yangından mal kaçırırcasına KİT’ler yaratılacak bir fiili durumla alelacele özelleştirilsin isteniyor. Hatta KİT’lerin bir an önce özelleştirilmemesi durumunda, Hükümetin inandırıcılığını yitireceği söylenerek, hükümet bir de bu anlamda köşeye sıkıştırılmaya çalışılıyor.
SEKA adeta zorla zarar ettirilmeye çalışılıyor.
Sizleri sıkma pahasına da olsa bu konunun üzerinde biraz daha durmakta yarar var diye düşünüyorum. Biliyorsunuz, kağıt sektöründe fiili üretimin yaklaşık % 60’ını bir KİT olan SEKA yapıyor. Özel sektör üretiminin çok önemli girdileri ise yine SEKA’ca karşılanıyor. KİT’lerin kuruluş mantığını toplumun sosyal ve ekonomik yaşamda üstlendikleri misyonları biliyorsunuz. Diğer KİT’ler gibi SEKA’da ülkede kağıt üretiminin alt yapısını oluşturduktan sonra özel sektöre devredilmek, özel sektör kağıt üretimini ucuz girdilerle beslemek için kurulmuştur. Ancak, kurulduğu günden bu güne kadar SEKA, bir yandan ucuz girdiler sağlarken öte yandan kurulu kapasitesini sürekli arttırarak ülkemizi dünya kağıt-karton üretiminde, 30. sıraya yükseltmiştir. 1936 yılından 1970 yılına kadar sadece İzmit Müessesesinde üretim yapan SEKA 1936’da 10.000 Ton olan kağıt-karton üretim kapasitesini, işletme sayısını da 9 a çıkartarak 577.300 Ton/Yıla çıkartmıştır. SEKA kapasitesini arttırırken, işçi sayısını düşürmüş, çalışan işçi sayısı 1980’de 12.691 iken, 1991 Kasım ayı sonu itibari ile 10.961’e düşmüştür. Kişi başına üretim ise 1980’de 27 ton iken 1990’da 51.6 tona çıkmıştır. SEKA’nın 1980’de 13 Milyon Dolar olan ihracatı, 1991 Kasım sonunda 10 misli artarak 103 Milyon Dolara çıkmıştır. SEKA’da 10 yıl boyunca yatırım anlamında hiçbir gelişme olmamıştır. Yani SEKA yatırım yapmadan, işçi sayısını düşürerek, kapasite kullanımını, verimliliği % 110’un üzerinde arttırabilmiştir. SEKA bu gelişmeyi, her geçen gün küçülen ekmeğine rağmen, daha fazla çalışan işçisine borçludur. Bu genel tablo içerisinde SEKA işçisi 111 kat zamlanan ekmeğine rağmen, kendisinden bekleneni fazlasıyla yapmıştır. Bugün ise, 10 yıl boyunca bir çivi çakmayarak rantiye ekonomiyi besleyenler KİT’lerin özelleştirilmesini bir zorunluluk olarak dayatmakta, 10 yıldır oluşan kamu açıklarının, dış borçların faturasını işçilere çıkartmaya çalışmaktadır. KİT’ler zarar etmektedir. Özelleştirilsin, işçiler sokağa dökülsün, ağızlarına siyası iktidarı rahatsız etmeyecekleri oranda bir parmak bal sürülsün. Bir başka ifadeyle, 10 yıldır çalışan işçinin fedakarlığı ile, zarar ettirmek, batırmak için herkesin elinden geleni yapmasına karşın ayakta kalabilen SEKA özel sektöre peşkeş çekilsin. KİT’lerin bir kötü kaderleri vardır. Bunu en iyi KİT’leri yönetenler bilir, ama söyleyemez. KİT’lerin kar etmesi için elinde her türlü olanak vardır ama, neredeyse bir devlet politikası haline gelen bir anlayışın zorlamasıyla, kar ettirilmezler, çünkü onlar hep özel sektörün yedek tekerleği gibi görülmüşlerdir. KİT’ler üretecek, ucuza özel sektöre girdi sunacak, özel sektörde kar edecektir. Sürekli zarar ettiği söylenen, SEKA işletmelerinin, satış hasılatları ve karlılık durumları özel sektör fiyatlarıyla yeniden hesaplandığında, SEKA işletmeleri tüm dönem boyunca kara geçmekte ve bir Grev yılı olan 1988’de (azalan üretime rağmen) toplam işletme karı 238 Milyon lirayı bulmaktadır. Fiili kar ile özel sektör fiyatlarıyla elde edilebilecek olan kar farkı 1985’de 30 Milyon, 1986’da 72 Milyon, 1987’de 148 Milyon ve 1988’de 225 Milyon TL. lirasındadır. Bu çarpık gelişme son iki yıl içerisinde de değişmediği gibi SEKA aleyhine daha da arttığı endişesini taşımaktayız. Zarar olgusunun üzerinde fazla durma gereksinimi duyuyorum. Çünkü, her vesileyle KİT’leri SEKA’yı gündeme getiren herkes adeta şartlanmışçasına işçilik maliyetleri nedeniyle KİT’lerin, SEKA’nın zarar ettiğini söylemek gereksinimi duymaktadır. Üretim süreci bir bütündür. Bu süreçte yer alan işçisinden yöneticisine, genel ekonomik politikalar kadar bir dizi etken işletmenin kar ya da zarar etmesinde bir faktör olarak yer alabilir. Ekonomik bir birimin temel mantığı da çok doğal olarak en az yatırımla, en çok karı elde etmekdir.
KİT zararlarından işçiler ve sendikaları sorumlu değildir.
Bir işletmede çalışan işçiler, ne denli çaba gösterirse göstersin, ne kadar fazla çalışırsa çalışsın, sen kazandığını düşük faizle kamu bankalarında tutar, yüksek faizle krediler alır, ürettiğini, piyasa fiyatlarının altında satar, hammadde ve girdileri piyasa koşullarına göre değil, siyasal baskılara ya da kişisel tercihlere göre yaparsan, kar etmen mucizedir. Sen işletmeni, 1930’lu yılların işletmecilik anlayışıyla tek doğruyu ben biliyorum saplantısından hareketle, çalışanları tümüyle dışlayarak onlara sadece emirler verilmesi gerekli bir sürü gözüyle bakarsan ödüllendirme ya da cezalandırmada kişisel, önceden bilinemeyen bir kuralsızlık ortamı yaratır, çalışanları üretime sahip çıkma, ya da üretimi arttırma, motivizasyonunu sıfırlarsan, çalışanlar, amirlerinin kişisel kaprisleriyle ceza alma kuşkusuyla yaşatırsan, elbetteki kar edemezsin. Zarar, karın kardeşidir derler. Elbette bir işletmenin her zaman mutlaka kar edeceği de beklenemez. Ancak, işletmecilik mantığı zarar edildiğinde, zararın nedenlerinin doğru yerlerde, doğru mantıkla aranmasını da zorunlu kılar. Bir işletmede işgücü verimliliği 10 yılda işçi sayısındaki düşüşe rağmen % 100’ün üzerinde artmışsa, hiçbir yatırım yapmadan bu işletmede kapasite kullanımı % 90’ına çıkmış, ihracat 10 misli artmışsa ve bu işletme halen zarar ettiğini söylüyor, bunun nedeni olarak da, % 30’lara düşmüş işçilik maliyetlerinde arıyorsa, bu arayışta artık, zararın nedenlerini ortaya çıkarmak değil, kasıtlı olarak zararın nedenlerini gizleme ve kasıtlı olarak işçilerde arama çabası var demektir.
KİT Kötülüklerin anası mı?
“İşte biz, hem üreten hem da tüketen insanlar olarak bu zararları anlamıyoruz... KİT’lerin zarar ediyor gerekçesiyle iç ve dış sermaye güçlerine satılmasına, çalışanlarının işten çıkarılmalarına karşıyız. Ama şunu da anlıyoruz ve hak veriyoruz.: KİT sorunu diye bir sorun vardır: onlar verimli ve gerektiği gibi çalışması halinde ve uluslar arası ve ulusal ticaret kurallarına uygun bir yapılanma içine girerse ekonomi üzerinde bir yük değil, ekonominin verimli bir gücü olabilir, öyle de olmalıdır. Beklentimiz budur....”[6]
5-15 yıl boyunca yayınlarla Mitinglerle SEKA İşçisi Özelleştirme Gerçeğini Duyurmaya çalışmıştır.
Yapılan konuşmaların , basın açıklamalarının eğitimlerin, raporların tamamını bu yazıda anlatmak olanaklı değildir. Ancak çok önemli gördüğüm 1998 SEKA direnişi ve ne yazık ki medya da bir satır dahi yer almayan , bir hafta süren ve Ankara da TBMM ne dilekçe vererek sonlanan “sosyal devlete sahip çık yürüyüşüne” değinmeden geçemeyeceğim.
SEKA İzmit İşletmesi  1 Ekim1998 tarihinde de o günkü ANAP-DSP koalisyon hükümetinin kararıyla kapatılmasına karar verilmiştir. Kapatma kararının işletmeye ulaştığı gün başlayan direniş kapatma kararı kaldırılana kadar 38 gün sürmüştür. Karar ve direnişin Türk sendikal hareketinde eşine az rastlanır özellikleri vardır.
Kapatma kararı işletmeninin arıza nedeniyle duruşta olduğu, tüm sendika yöneticilerinin Ankara’da toplantıda bulunduğu bir Cuma akşamı adeta baskın şeklinde ulaştırılmıştır.
Kapatma kararı işletmeye gönderildiği dönemde sendika genel kurul sürecini yaşamaktadır, İzmit işletmesi çalışanları sendika içerisinde muhalefeti temsilen sendika genel merkezi aleyhine genel kurul iptali davası açmıştır.
İşçiyi yönlendirebilecek hiç kimsenin bulunmadığı, hatta işçinin bulunmadığı ortam fırsat olarak görülmüştür. Ancak sonraki gelişmeler hiçte umdukları şekilde gelişmemiştir.
Sendika hukuk danışmanı olarak sendika içi muhalefetle görüştüğümüz de, ilk tepkileri sendika içi çekişmeyi askıya alacakları olmuş, muhalefet önderleriyle birlikte o anda fabrikada olan tek işçi gurubu olan sosyal tesislerde çalışan işçiler fabrika kapısında barikat yaratmışlardır.
Yerel televizyonlar ve basın aracılığı ile işçiler fabrikaya davet edilmiş, yaklaşık iki saat içerisinde bini aşkın işçi fabrika da toplanmıştır.
Gelen işçilerden bir kısmı emekli olan işçilerdir. 60 yaşını aşmış SEKA’dan emekli bir teyze elinde karınca duasıyla İzmit ‘in derbent ilçesinden gelip işçilere moral vermesi duygusal anların yaşanmasına neden olmuştur.
38 gün boyunca SEKA işçisi Kocaeli halkıyla adeta tek bir vücut olmayı başarmış, işletmede arıza giderilmiş fabrika üretime alınmıştır.
Kapatma kararına karşın SEKA’da İşletme müdürü dahil 657 sayılı yasaya bağlı çalışan memur statüsündeki çalışanların işçilere siz üretin biz satarız demesi belirleyici olmuş, dünyada eşine az rastlanır bir şekilde kapatılan bir işletme işçisiyle memuruyla üretime devam edip sipariş almış satış yapmıştır.
SEKA da çalışmasına karşın bazı işçilerin evinde olduğu, evinden yerel televizyonları aradığı anlaşıldığında işçiler SEKA işletmesinin kapısının üzerine “ ONURLU İNSANIN DİRENİŞ KAPISI” yazısını asmışlardır.
SEKA İzmit işletmesinin kapısı 38 gün süresince Kocaeli’nde fabrikadan çıkan her işçi servisinin uğramadan geçmediği bir miting alanına dönmüştür.
İlk kez işçi sendikasıyla memur sendikası ortak eylemler örgütlemiş ortak alternatifler yaratmışlardır.
O günün muhalefeti bu günün iktidarı da eyleme büyük destek vermiştir.
38 gün sonra SEKA’nı kapatılma kararı kaldırılmış SEKA yeniden üretime geçmiştir.
Kapatma kararını kaldıranlar ne yazık ki bu kez de SEKA’yı doğal ölüme terk etmişler, hiçbir yatırım yapmamışlardır. Bunun üzerine sendika “yaşasın SEKA direnişimiz” sloganlarıyla bir yere varılamayacağını SEKA’nın acilen yatırıma gereksinimi olduğunu ilan ederek toplantılar düzenlemiştir.
SEKA sinemasında işçiler ve memurlarında katılımıyla yapılan bir toplantı da SEKA değim yerindeyse ameliyat masasına yatırılmış, toplantıda söz alan işçi ve memurlar SEKA’nın nasıl istismar edildiğini somut örnekler vererek açıklamışlardır. Bu toplantı da işçiler;
SEKA mekanik atölye de işçiler boş yatarken milyarlarca lira dışarıya ödenerek mekanik atölyede giderilecek arızaların dahi dışarıya yaptırıldığını somut örnekler vererek, atık kağıtların kantara çıkartılmadan ıslatıldığını, SEKA’nın tomruklarının nasıl yağmalandığını vb. anlatmışlardır.
SEKA müfettişlerinden bu somut olayların üzerine gidip gerçek olup olmadığını araştırmaları sorumlularını bulmaları beklenirken tam aksini yapıp işçiler ve memurlar, hatta bizim hakkımızda neden böyle konuştunuz diye soruşturma açmışlar,  gösterdiğim tepki nedeniyle beni soruşturmada da tanık olarak nitelendirilmişlerdir. Sadece bu olay dahi SEKA ve SEKA gibi işletmelere nasıl bakıldığını, bu işletmelerin ne gözle görüldüğünü ortaya koyması açısından çarpıcıdır diye düşünüyorum.
17 Ağustos 1999 depremine kadar çivi dahi çakılmadığı gibi depremden sonra zarar gören su boruları bahane edilerek SEKA’nın kendi tesislerinden su alması engellenmeye, yuvacık barajından su almak zorunda bırakılmaya başlanmıştır. SEKA kendisine ait sabanca gölündeki tesislerinden suyu bedavaya alırken, satacağı kağıttan daha pahalı bir fiyatla yuvacık barajından su almaya zorlanmıştır.
 17 Ağustos depreminden sonra dünyanın gözü önünde yaşanan insanlık utancından yaşanan duyarsızlıklardan bıkan  SEKA işçisi ve Kocaeli Sendikalar birliği üyesi sendikacılar Kamuoyunun dikkatini Sosyal devlete çekmek için bir hafta süren bir yürüyüş başlatmışlardır. Sibel Can’nın kilolarıyla çok meşgul olan medyamızın ilgi göstermediği bu yürüyüş sonrasında TBMM’ne bir dilekçe sunularak denilmiştir ki;
“Kocaeli Sendikalar Birliği TÜRK – İŞ, DİSK , HAK – İŞ, KESK ve KAMU – SEN üyesi sendikaların oluşturduğu demokratik bir platformdur.
Ülkemizde yaşanan siyasi , sosyal , ekonomik süreçlerin her bölgede olduğu gibi Kocaeli ‘de de çalışanlar ve emekliler açısından her geçen gün var olan sorunları çözmek bir yana daha da ağırlaştıran bir seyir içerisine girmiştir.
17 Ağustos ve 12 Kasım ‘da bölgemizde yaşanan deprem felaketi bir sanayi bölgesi olan bölgemizde genel olarak ülkemizde çalışanların yaşamış olduğu sorunların daha da ağırlaşmasını da beraberinde getirmiştir.
Deprem sonrası ulaşımdan iletişime kadar yaşanan sorunlar, kalıcı konutlara halen başlanmaması , bölgedeki yanlış sanayileşme ve yer seçme uygulamalarının halen sürmesi , 148 bine ulaşan iş kaybına karşı çözüm üretilememesi , zorunlu tasarrufların çalışanlara ödenmemesi , bölgede yaşayanlar arasındaki kaygıyı daha da arttırmıştır.
İnsanlar bölgede yatırım , iş, istihdam beklerken aksine bir tutum içerisine girilerek TÜPRAŞ ‘ın blok satışının , POAŞ, SEKA , PETKİM , İGSAŞ gibi kuruluşların özelleştirilmesinin gündeme gelmesi, bölgemiz çalışanlarını yaralamıştır.
Bölgedeki 45 belediyeye İller Bankası ‘ndan pay ayrılırken , özel durumlarının dikkate alınmaması , Türkiye ‘nin en çok vergi ödeyen ili olan Kocaeli ‘ne Isparta Belediyesi kadar pay ayrılmaması , medyanın tüm bu sorunlara magazin boyutunun dışında yer vermemesi bölgemizdeki çalışanlar arasında izole edildikleri duygusunun doğmasına yol açmıştır.
Öte yandan ise, Anayasamızda yer alan “ Sosyal Devlet “ ilkesini çağın gerisinde kaldığı söylemi ne yazık ki bizlere hizmet etmek için siyasi sorumluluklar almış, önemli bir kesim tarafından da paylaşılan bir görüş haline gelmiştir.
Oysa , halen yürürlükte bulunan Anayasamızın 2.. Maddesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti “ Demokratik , Laik Sosyal Hukuk Devleti “ olarak tanımlanmıştır.
Anayasanın 5. maddesi ise Devletin temel amaç ve görevlerini tanımlarken “ Sosyal Hukuk Devleti “ kavramını özellikle vurgulayarak ... “ kişilerin ve toplumun refah ve mutluluğunu sağlamak , kişinin temel hak ve hürriyetlerin , SOSYAL HUKUK DEVLETİ ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal ,ekonomik ve sosyal engelleri “ kaldırmayı devletin temel amaç ve görevleri arasında saymıştır.
Maddenin gerekçesinde “ ferdin insan haysiyetine uygun bir ortam içinde yaşamasını gerçekleştirmenin “ sosyal devletin görevi olduğu açıkça belirtildikten sonra “ ferdin hayatında onun temel hak ve özgürlüklerinden olduğu gibi yararlanmasını engelleyen sebepleri ortadan kaldırmak , sosyal devletin görevidir. “ denilmektedir.
Anayasamızın bu açık amir hükümlerin karşın , Sosyal Devletle uzaktan yakından ilgisi olmayan 19. yüzyılın “ bekçi “ devlet anlayışı , yeni bir kavrammış gibi topluma sunulmakta, hatta bu anlayış , siyasi , ekonomik , sosyal kararlara yön vermektedir.
Anayasanın temel felsefesini oluşturan Sosyal Devlet anlayışından uzaklaşma , Anayasada yer alan ve aşağıda somut örneklerini vereceğimiz bir dizi konuda temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını olanaksız kılmıştır.
Medyadaki tekelleşme nedeniyle anayasanın 26. maddesindeki “ düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti “ kullanılamaz hale gelmiştir.
Bilindiği gibi çağdaş , demokratik bir toplumun demokratik değerlerini koruyup geliştirebilmesi için bilgiye ulaşma, düşüncelerini özgürce başkalarıyla paylaşma hakkı yaşamsal önem taşımaktadır.
Bilgi çağı olarak da tanımlana günümüz koşularında bilginin üretilip yayılmasında söz sahibi olmanın başlı başına bir güç haline gelmesi , MEDYA ‘da tekelleşmeyi de beraberinde getirmiş büyük sermaye gruplarının hakimiyeti altına giren medya , bu gücünü kendi ideolojik yapılanmaların uygun olmayan her olayı topluma sunmama şeklinde kullanmaya başlamış, kara endekslenen habercilik , magazinleşerek toplumun izole edilmesini , tek yanlı şartlandırmayı doğurmuştur.
Kocaeli ‘de1 Nisan 2000 tarihinde yapılan miting ve miting sonrası yürüyerek T.B.M.M ‘ye gelinmek zorunda kalınması , medya tekellerinin ideolojik taraflılığının somut göstergesidir.
POAŞ ‘ın özelleştirilmesi örneğinde yaşandığı gibi , medya gruplarının bu tür ihalelere girmeleri de söylediklerimizin bir diğer kanıtıdır.
İş güvencesinin bulunmaması anayasanın “ çalışma hakkı ve ödevi başlıklı 49, çalışma şartları ve dinlenme hakkı başlıklı 50, sendika kurma hakkı başlıklı 51, toplu iş sözleşmesi grev hakkı ve lokavt başlıklı 53, ücrette adalet sağlanması başlıklı 55, sosyal güvenlik hakkı başlıklı 60. , maddelerinin uygulanmaması sonucunu doğurmuştur.
Çalışma herkesin hakkı ve ödevidir. Bireyin bir işte çalışması sadece onun ve ailesinin bir gelir güvencesine kavuşmuş olması anlamına da gelmektedir. Çalışarak , üreterek topluma katkıda bulunma , bireyin kendisini gerekli ve yararlı hissetmesi kendisiyle dolayısıyla da toplumla da barışık olmasını , toplumsal huzurun devamının sağlanmasının en önemli aracıdır.
Türkiye 1995 yılında onaylamasına 1996 yılı başından beride gerekli yasal düzenlemeleri yapma yükümlülüğü altına girmiş olmasına karşın , Uluslar arası Çalışma Örgütünün 158 sayılı sözleşmesinin gereklerini halen yerine getirmemiştir.
İşten atılma korkusu içerisinde olan işçiler, İş Yasası’nda kendilerine tanınan hiçbir hakkı talep edememekte , ücret bordrosu dahi isteyememektedir. SSK prim kaçakları , günde 12-15 saat fazla mesai ödemeden çalıştırma, taşeronlaştırma çalışma yaşamının rutin uygulaması halinde gelmiştir.
Sendikalaşmaya kalkan işçiler ise hemen iştin atılmakta , Anayasal bir hakkı kullanan işçiler , yargı önünde haklı çıksalar dahi işlerini yitirerek acı bedeller ödemek zorunda kalıyorlar, var olan yasal sistem buna karşı etkili bir koruma getiremiyor ise ; yukarıda sıralamış olduğumuz Anayasal haklar, bireyler tarafından kullanılamıyor. Anayasa uygulanamıyor demektir.
Kamu çalışanlarının yıllardır vermiş oldukları demokratik mücadeleyi boşa çıkarmak , güdümlü sendika yasasına onları mahkum etmek için Yasa Tasarısı hazırlanmasında çalışanların kabul edemeyecekleri bir diğer tutumdur.
1947 yılında işçi sendikaları içinde planlanan bu anti demokratik tutum , 1963 yılına kadar toplumda gereksiz gerilimlerin doğmasının dışında hiçbir işe yaramamıştır. Geçmişte yaşanan bu örnekten ders almak gerekirken , toplumda yeni gerilimlerin doğmasına yol açacak şekilde kamu çalışanlarına rağmen ısrarcı olmanın da savunulabilir bir yanı olmadığı inancındayız.
Özelleştirmenin kendisinin başlı başına bir amaç haline getirilmesi kamu işletmeciliğinin tasfiyesi ülkemizin ekonomik bağımsızlığı, istihdam ve üretim açısından telafisi imkansız zararların doğmasına yol  açacaktır.
                  Dünyanın yaşamış olduğu , en büyük felaketlerden birisi olarak anılan II. Dünya Savaşına giden yolda, demokrasilerin Almanya ve İtalya ‘da aşırı uçlara kaymasının en büyük nedeninin toplumlarda 1929 ekonomik bunalımının yaratmış olduğu çöküntünün yattığı bugün bilimsel bir doğru olarak kabul edilmektedir.
                  Savaş sonrasında dünyanın bir kez daha böyle bir felaketle karşılaşmaması için klasik liberal devlet , sosyal devlete , sosyal refah devletine doğru bir dönüşüm geçirmiştir.
                  Sosyal refah devleti , ekonomiye, kendi kurduğu işletmeler aracılığı ile yön vererek , piyasalar da x tekelci fiyatlandırmaların oluşmasına karşı düzenleyici bir işlev görecektir.
                  Sosyal Devlet KİT ‘ler aracılığı ile istihdam yaratacak , sanayileşmenin bölgesel dengesizlikler yaratmasını engelleyecektir.
                  KİT ‘ler aracılığı ile kamusal hizmetler finanse edilecektir.
Bu gerçekler bu gün de geçerliliklerini korumaktadır. KİT ‘lerin bugün zorda olmalarının nedeni gerekliliklerinin ortadan kalkmış olmasından değil , siyasi müdahalelerle yozlaştırılmasından ekonomik akla aykırı yönetilmelerinden kaynaklanmaktadır. Nitekim bu gerçek , 2000 yılı Hükümet programında da ;
                  “ KİT ‘lerde yönetim özerkliğini ve piyasa şartlarına uygun olarak çalışmayı sağlamak üzere , 233 sayılı HK 7de , merkezi yönetim ile KİT ‘lerin ilişkisinin sadece finansal ve ekonomik verimlilik ve etkinlik denetimi ile sınırlı tutulmasına , atama sürecinin değiştirilmesine , etkin bir performans değerlendirme sisteminin geliştirilmesine ve karar alma özerkliğinin sağlanmasına yönelik düzenlemelerin yapılmasına imkan verecek çalışmalara devam edilecektir “ sözleriyle açıkça ifade edilmiştir.
                  Dünyanın II. Dünya Savaşından sonra görebildiğini Türkiye Cumhuriyeti 1930 ‘lu yıllarda hayata geçirmeye başlamanın onurunu taşımaktadır. Ülkemizde yaratmış oldukları alt yapı, yetiştirdikleri insan ve sermaye birikimi ile özel sektörü de yaratan Cumhuriyet Fabrikalarının yok pahasına , adeta bir şartlandırma içerisinde elden çıkartılmalarının , Cumhuriyete yapılmış bir haksızlık olduğu inancını taşıyoruz.
KİT ‘ler Sosyal Devletin ekmek tutan elidir. Bu elin kesilmesine değil , 2000 yılı Hükümet programında yer almış olduğu gibi , özerkleştirilerek güçlendirilmeleri gerektiği inancındayız.
Özelleştirme gündeme gelince devletin küçültülmesini savunanların özgür toplu pazarlık düzeninin olduğu bir ülkede toplu iş sözleşmelerine devletin müdahalesini istemeleri ideolojik şartlanmanın tutarsızlığının somut ifadesidir
                  Anayasanın 51. maddesi sosyal taraflara çalışma yaşamından kaynaklanan sorunları Toplu İş Sözleşmeleriyle normatif , kanun niteliğinde , objektif kurallar koyarak çözme hakkı vermiştir.
                  Toplu İş Sözleşmesi hakkı ve özerkliği olarak tanımlanan bu hak, bir ülkenin , demokrasisinin gelişmişlik düzeyini belirleyen temel ölçütlerden birisidir.
                  Konu özelleştirme olduğundan Devlet müdahalesinden yakınan TÜSİAD gibi kuruluşların , Toplu İş Sözleşmesi özerkliğinin bizzat Hükümet tarafından ayaklar altına alınması için Başbakan ‘a mektup yazmaları tutarsızlıklarının olduğu gibi demokrasiyi ancak kendilerine hizmet ettiği oranda içine sindirebildiklerini göstermektedir.
                  İstikrar adı altında , ekonomik krizin bedelini çalışanlara yıkmak için , fiyatların serbest iken enflasyon son hızla artmaya devam ederken ücretlerin dondurulması , Hükümetin bu doğrultuda bir tavır içerisine girmesi de demokrasi açısından düşündürücüdür.
                  Daha açık söylemek gerekirse , yüce Meclisimiz ülkemizin Latin Amerika ‘da , Uzakdoğu ‘da örneklerini gördüğümüz gibi sosyal hakların baskı altına alındığı , demokrasiyle ilgisi olmayan bir kalkınma modelinden yana olmadığını , demokratik hakların özgürce kullanıldığı , nimet – külfet dengesinin , sermayenin gücüne , medyanın baskısına  göre değil , Anayasa ‘da yer alan sosyal adalet ilkesi doğrultusunda dağıtıldığı demokratik modelden yana olduğunu göstermektedir.
                  Tüm bu nedenlerle , Sosyal Devleti zayıflatmaya yönelik ekonomik , sosyal gelişmelerin durdurulması , İş Güvencesi Yasası , KİT ‘lere özerk statü sağlayacak şekilde 233 Sayılı KHK ‘nın değiştirilmesi , KİT ‘lerin özelleştirilmesinin durdurularak rehabilite edilebilmeleri , kamu çalışanlarına grevli , Toplu İş Sözleşmesi sendika hakkının tanınması , çağdaş demokratik , Sosyal Hukuk Devletinin önündeki engellerin ortadan kaldırılması için gereğinin yapılmasını dileriz.
Tekrar kronolojiye dönecek olursak; Sendika SEKA gerçeğini ısrarlı bir şekilde  Özelleştirme Nedir?  Broşürünü 1992 tarihinde yayınlayarak,Özelleştirme Çözüm mü Panelini 25 Aralık 1993 tarihinde işveren örgütleri dahil tüm tarafları bir araya getirerek, Dünden Bugüne SEKA  kitabını Selüloz-İş/KİGEM ortaklığı ile yayınlayarak,SEKA Kapatılamaz  broşürünü Selüloz-İş ve SEKA da çalışan memurların üyesi olduğu Genel Sanayi Sen. Sendikasıyla 1998 tarihli kapatma kararına karşı mücadele ederken birlikte hazırlayıp yayınlayarak kamuoyuna duyurmaya çalışmıştır.
Ayrıca Sendika düzenli bir şekilde TMMOB tarafından düzenlenen 2.Ulusal Kağıt Sempozyumu (TMMOB 24-25 Kasım 1995 SAPANCA) ,3.Ulusal Kağıt Sempozyumu (TMMOB 14-15 Kasım 1997  Kocaeli Sanayi Odası) 4.Ulusal Kağıt Sempozyumu (TMMOB Bildiriler Kitabı 20.12.2002 İZMİT) tamamına bildiriler sunarak Kamuoyunu bilgilendirmeye çalışmışlardır.

III-SEKA’nın kapatılması ve 51 günlük  direniş
Ekim ayında Kocaeli ‘ni ziyaret eden Sayın Başbakan Recep Tayip Erdoğan SEKA kapatılacak dediğinde Kocaeli halkı, SEKA ‘lı , sendika yöneticileri şok oldu. Sayın Başbakan bu açıklamayı yapana kadar, başta Orman Bakanı Osman Pepe olmak üzere, Kocaeli ‘nin iktidar partisi Bakanları, milletvekilleri SEKA ‘nın kapatılmayacağını, SEKA ‘daki arazinin getireceği büyük rantın birilerinin iştahını kabarttığını ancak heveslerinin kursaklarında kalacağını söylüyorlardı.
SEKA gerçeğini bilerek ya da bilmeyerek tek cümleyle en özlü açıklayan AKP ‘li belediye başkanı oldu. Sayın Başkan özetle SEKA bizi aşıyor, SEKA ‘nın kapatılması IMF politikalarının bir gereğidir diyordu.
SEKA ‘nın kapatılması kararını alanların minarenin kılıfını çok önceden hazırlamış oldukları ise, basına sızdırdıkları bilgilerden anlaşılmıştır. Kapatmaya gerekçe olarak, 1998 yılında dönemin Belediye Başkanı Sefa Sirmen ‘in özelleştirme idaresine yazmış olduğu bir yazıyla, o yazının neredeyse noktasına virgülüne kadar aynısı olan şimdiki Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ‘nun yazmış olduğu yazılar gösterilmiştir.
Bu yazılarında iki Belediye Başkanı da SEKA ‘nın kent içinde kaldığını, çevre kirlenmesine neden olduğunu , kent içi trafik akışını olumsuz etkilediğini ileri sürüp, arazinin park yapılması için kendilerine devrini istemişlerdir. İki belediye başkanının bu yazıları doğru mu diye hiç bir araştırma inceleme yapmayan Özelleştirme İdaresi, Belediye Başkanlarının yazısına , SEKA ‘nın teknolojisinin eskidiği , zarar ettiği, üretimi sürdürmesinin çevreye büyük zararlar verdiği , arıtma tesisinin bulunmadığı, satılması halinde arıtma tesisinin de kurulamayacağı, hatta SEKA ‘nın Kocaeli ‘de kanser vakalarına neden olduğu iddialarını da ekleyerek SEKA ‘nın kapatılmasının arsalarının da Büyükşehir Belediyesi ‘ne devrine, 27 ocak 2005 tarihinde fabrikanın boşaltılmasına karar vermiştir.
Bu karara karşı SEKA işçisi 14 Aralık ‘ta sendikayla birlikte eylemlere başlamıştır. SEKA direnişini anlayabilmek için SEKA ‘lının eyleme başlarken ortaya attığı iki temel argümanı anımsamakta yarar var diye düşünüyorum. SEKA ‘lı 14 Aralık 2004 tarihinde “ Ferman IMF ‘ninse Fabrikalar Bizimdir “ diye sokağa dökülüyor ve o güne değin kendilerine söz veren siyasileri kast ederek, siyasilerden vermiş oldukları namus sözüne sahip çıkmalarını istiyordu.
“Ferman IMF ‘ninse Fabrikalar Bizimdir “sözü siyasi iktidara, ekonomik sosyal politikalarını oluştururken , tek dikkate alacağın güç uluslar arası finans kuruluşları değildir. Demokratik baskı grubu olarak biz de varız, sendikalar da var, demokrasinin gereği bu güçleri de dikkate al anlamına gelirken, siyasilerin vermiş oldukları, sözlere yapılan vurgu, seçmen olarak beni koyun yerine koyma, bana vermiş olduğun sözün takipçisiyim, vermiş olduğun sözün gereğini istemek benim vatandaş olmamdan gelen bir haktır, anlamına geliyordu.
SEKA ‘lı 14 Aralık’tan sonra her gün Kocaeli Büyükşehir Belediyesine yürüdü. Bir yandan SEKA gerçeğini anlatmak , öte yandan bu ülkede bir şey olmaz diyenleri, kent dinamiklerini harekete geçirebilmek için “ Bir nefesten bir fırtına doğar “ “SEKA İzmit, İzmit SEKA ‘dır. “diye haykırmaya başladı.
SEKA ‘lının sesini İzmit ‘in içerisine hapsetmek yok saymak isteyenlere inat, SEKA ‘lı nefesini üfürmeye devam etti. 8 Ocak ‘ta “ Ferman IMF ‘nin Fabrikalar bizimdir” mitinginde İzmiti SEKA ‘nın rengi olan mavi beyaza boğdu. Miting alanında konuşmalar bitmiş, katılanlar gitmiş olmasına karşın, saatlerce, birbirine kilitlenip, slogan atarak halaylar çekerek kararlılığını ortaya koydu.
Kurban Bayramını SEKA İzmit İşletmesinde karşılayan SEKA ‘lı o tarihten itibaren 51 gün fabrikalarından dışarı çıkmadan, Dünyada eşine az rastlanır bir direniş başlattı.
51 gün boyunca SEKA hakkında söylenen yalanları, Özelleştirme gerçeğini, Türkiye’ye hatta Dünyaya anlattı.
SEKA somutunda asıl olan devletin, üretim sürecinde kamu yararını gözeterek Anayasanın 5. maddesinde belirtilen görevlerini yerine getirip getirmemesi olduğunu vurguladı.. Devlet, piyasalarda tekel oluşumunu engellemek, talebin yüksekliğine bağlı yapay fiyat artışlarının önüne geçmek ve bu yolla kamu yararını korumak için üretmiş olduğu ürünlerle piyasalarda düzenleyici bir rol oynar diye haykırdı.
      Devletin bu fonksiyonundan vazgeçmesi, piyasayı tümüyle yerli, yabancı üreticilere terk etmesi, talebe bağlı yapay yüksek fiyatlara, kamunun teslim olması, bu alanda kamusal yararın korumasız bırakılması anlamına geleceğini ortaya koydu.
      SEKA ‘lının sesine Türkiye ‘de emekten yana olan, kendisini muhalifim diye tanımlayan sağından soluna herkesten ses geldi. Türkiye ‘de muhalefet güçleri SEKA ‘lıyla dayanışma için adeta seferber oldu.
      Kocaeli Tabip Odası , kağıt üretiminde kullanılan kimyasalları da inceleyerek hazırlamış olduğu raporunda, SEKA ‘nın havaya sadece su buharı verdiğini, SEKA ‘nın kanser olaylarının artışına neden olduğu iddiasının büyük bir çarpıtma olduğunu ortaya koydu.
SEKA direnişinin ülke genelinde duyulmasına büyük bir katkı sağlayan, SEKA ziyaretleri belli bir aşamaya geldikten sonra SEKA ‘lı bir başka sloganla, özelleştirmeye karşı olanlara çağrı yapmaya başladı. “ Her yer SEKA her yer direniş “
Bu çağrı en anlamlı karşılığını TEKEL işçisinde buldu. TEKEL , Malatya , Yozgat, Adana işçileri, “ Her yer SEKA , her yer direniş “ sloganlarıyla işyerlerine kapandı, Başbakanın otobüsünün önünü kesti.
SEKA direnişi, ülkenin gündemine oturunca siyasiler, her zaman olduğu gibi Anayasada hukuk devleti yazdığını, bir hukuk devletinde yargı organlarının önünde olan bir dava hakkında açıklama yapılmasının siyasi bir skandal olduğunu nedense unutup, Maliye Bakanından başlayarak peş peşe açıklamalar yapmaya başladılar.
Başta Sayın Başbakan olmak üzere, tüm yetkililer SEKA gerçeğini perdeleyen rakamları abartan açıklamalar yapmaya SEKA ‘lıya gözdağı vermeye çalıştılar.
18 Şubat tarihinde bu gözdağı fiili müdahaleye dönüştü. SEKA ‘ya kolluk güçleri girip fabrikayı boşaltmaya çalıştılar. SEKA işçisi kendisini mekanik atölyeye kilitlerken eş ve çocukları canlarını yok sayarak kendilerini kolluk güçlerinin önüne attı. Polis iki saatlik bu denemeden sonra çekilmek zorunda kaldı.
SEKA işçileri gün geçtikçe daha çok “ Her yer SEKA her yer direniş “ sloganına vurgu yapmaya artık SEKA ‘nın kapısının önündeki destek ziyaretlerinin sorunu çözmeye yetmediğini anlatmaya çalıştılar.
TÜRK – İŞ Başkanlar Kurulu 1 Mart 2005 ‘te SEKA gündemiyle Kocaeli ‘de toplandı. 6 saat süren toplantıdan sonra 4 Mart 2005 ‘te fabrikaları terk etmemek kararı alındı. Daha etkin ve sürekli eylem bekleyen SEKA işçisinde bu karar hayal kırıklığı yaratsa da önemli bir adım olarak görüldü.
SEKA ‘lının kendisinin fabrikaya kapatmasından 51 gün sonra SEKA İzmit İşletmesinin, işçileri, işletme hakkıyla birlikte Kocaeli Büyükşehir Belediyesine devir edilmesi , kapatma kararının kaldırılması, satışa çıkan makinelerin satışının durdurulmasını içeren protokol önerisi geldi. Öneri, işçilerce oylandı ve kabul edildi.
51 gün süren SEKA işçisinin iki temel talebi vardı. SEKA İzmit İşletmesinin üretime devam etmesi, çalışanlarının da işlerinin de korunması.
İşçilerin istihdamı hedefine ise ulaşıldı. SEKA İzmit İşletmesi üretse de üretmese de SEKA işçileri Kocaeli Büyükşehir Belediyesinde istihdam edilerek  işsiz kalmayacaklardır.
Bu sonuca bakarak SEKA işçilerini davayı iş karşılığı sattıkları, ya da sendikanın işçileri kandırdığı, sattıkları ileri sürülerek 51 günlük direniş eleştirilmeye başlandı.
Eleştirilere kuşkusuz saygılıyız. SEKA direnişi hatasıyla sevabıyla tarihe mal oldu. Ancak altını çizmekte yarar var.
700 işçiden 20 yıldır bu ülkede uygulanan özelleştirme  politikalarını durdurmalarını, SEKA ‘nın kapısına gelip desteğimiz arkanızdadır diye özetlenebilecek bir dayanışmayla bekleyenler için SEKA direnişi gerçekten de bir hayal kırıklığıdır.
Ancak en kötü koşullarda dahi direnmenin meşru zemininin bu ülkede bulunduğunu, direnişin risk almak anlamına geldiğini, bu riski almaya hazır işçiler sendikalar bulunduğunu özelleştirmenin altında yatan gerçeklerin ancak, özelleştirmeye karşı fabrikalardan mücadele ederek anlatılabileceğini ve 700 işçinin başlattığı direnişin aşağıda anlatacağım öyküde olduğu gibi boğ onu diye bağırmakla sınırlı bir destekle , ülke genelinde sonuç getirmesinin olanaklı olmadığını görmek isteyenler için büyük dersler vardır.
Gerçekten de SEKA direnişinden alınacak çok fazla ders vardır. Bir kez daha tekrarlayalım ;
SEKA İzmit işçilerinin kapatma kararına karşı başlattıkları mücadele ülke genelinde yankılanmıştır. İktidardaki siyasi partinin dışındaki ayrımsız tüm siyasi partiler SEKA ‘ya gelip SEKA işçisiyle dayanışma içerisinde olduklarını, SEKA ‘nın kapatılmaması gerektiğini ifade ettiler. Sanatçılar, yazarlar, bilim adamları, yabancı gazeteciler, kendilerini çıkardıkları dergi isimleriyle tanımlayan gruplar, kısaca siyasi iktidara karşı olanlardan düzene karşı olanlara kadar uzanan bir çizgide, SEKA kapısı muhalefetin SEKA işçisiyle dayanışmasını dile getirirken kendilerini de ifade ettikleri bir platforma dönüştü.
      SEKA direnişi özelleştirmenin yağma olduğunu,
SEKA ‘nın üreterek yaşayabileceğini,
Özelleştirmenin özünde kamu hizmetlerinin tasfiyesi anlamına geldiğini ortaya koydu.
SEKA direnişiyle özelleştirmenin tek seçenek olmadığı kamusal kaynakların yok pahasına satılması yoluyla bir kaynak transferi yapıldığı SEKA ‘nın da içerisinde yer aldığı KİT ‘lerin çağdaş bir yönetim anlayışına kavuşturulup siyasi baskılardan arındırılmış bir yönetim sistemiyle teknolojileri de yenilenerek yeniden üretim yapar hale getirilmelerinin, bu kuruluşların yeniden sanayinin öncü kuruluşları haline gelmelerinin olanaklı olduğu bir kez daha vurgulandı.
Ne var ki bu alternatife sırtını dönmekte ısrarlı siyasi iktidarın yüzünü emekten yana güçlere döndürebilmesi sağlanamadı. SEKA işçisinin anlamlı bulduğum ‘ Her yer SEKA her yer direniş’ sloganı yankısını sadece Tekel işçisinden buldu. Sadece Tekel işçisi ‘SEKA kıvılcım biz ateş olacağız’ diye SEKA ‘nın kapısına gelmeden kendi bulunduğu alanda en anlamlı, en önemli ve etkili dayanışmanın gösterilebileceği örneğini verdi. Diğer SEKA dostları ise dayanışmalarını “ arkanızdayız “ demekle sınırlandırdı.
Masal bu ya; Karıncalar ordusu ormandan geçerken bir fil onları fark etmeyip üzerlerine basarak geçmiş. Binlerce karınca ezilmiş. Karıncaların komutanı krallarını arayıp, filin üzerlerinden geçtiğini, kayıplarının çok büyük olduğunu söyleyince kral çok sinirlenmiş ‘ Biz karıncayız , üretenler ordusuyuz , takip edin fili gittiği yerde saldıracağız. Tüm karıncaları toplayıp yanınıza geliyorum “ diye kükremiş. Fil ise gelişmelerden habersiz serinlemek için göle girmiş. Karıncalar tüm güçlerini toplayıp file saldırmışlar. Bir anda filin sırtı simsiyah karınca kesilmiş. Fil sırtındaki karıncaların hareketleriyle kaşınıp silkelenince ise tüm karıncalar göle dökülmüş sadece bir karınca filin boynuna tutunmuş düşmemek için büyük bir çaba gösteriyor, filin boynunda sallanıyormuş. Göle düşen karıncalar onun filin boynunda asılı olduğunu görünce alkışlarıyla tempo tutup hep bir ağızdan ‘Boğ onu, boğ onu ‘ diye bağırmaya başlamışlar.
Ne yazık ki SEKA kapısında SEKA işçisine verilen destek fiilin boynunda asılı duran karıncaya verilen desteğe dönüşmüştür. SEKA direnişinin başlangıcında çok anlamlı ve gerekli olan bu destek, artık nitelik değiştirmeli   Tekel işçisinin önünü açtığı aşamaya sıçrayıp, işçi sınıfı “ Her yer SEKA , her yer direniş “ sloganını ete kemiğe büründürüp, Tekel işçisinin yaptığını bir an önce yapmalıydı. İşçi sınıfı,emekten yana güçler, dayanışmayı bu aşamaya sıçratabilseydi işte o zaman karıncaları ezen fil, en azından bastığı yere dikkat etmek zorunda kalacaktı.
SEKA işçisi bu gerçeği çok önceden 23 Haziran 1990 tarihinde yapılan birlik ve dayanışma yürüyüş ve mitinginde “Tek tek işyerlerinde grev ve eylem yapmakla, her sendikanın “gemisini kurtaran kaptan” anlayışı ile davranması ile sonuç alınamadığını, alınamayacağını gördüğümüz için toplandık, birlik olalım dedik. Başta Türk-İş olmak üzere Sendika Genel Merkezlerinde görev almış sendikacıları da uyarmak, sorunlarımıza ve bize sahip çıkmaları gerektiğini anlatmak için toplandık ve birlik olalım dedik.” Sözleriyle Dile getirmişti. 1990 tarihinden bu güne SEKA işçisi ve onun gibi özelleştirmeye karşı mevzii mücadelesi veren işçilerin meydanlarda haykırdıkları bu Dilekleri kabul görmüş olsaydı belki de bu gün özelleştirmeler bu ülkede tarih olmuş olacaktı.[7]
Sonucun sonucu, ülkemizde işçilerin üretmiş olduğu sosyal ekonomik politikanın siyasi karşılığını programlaştırmış siyasi bir hareket doğurmadan, özelleştirme adı altında yürütülen cepheden saldırıya, kıvırmadan, bahane üretmeden, risk almaktan korkmadan cepheden bir karşı duruş örgütlenmeden başarılı olmak olanaklı değildir. SEKA işçisi 51 günde bu  çıplak gerçeği bir kez daha ortaya koyduğu için, sadece bu nedenler de olsa tarihe geçmeyi hak etmiştir.

 
 
 
 
 
www.selulozis.org.tr